ERMENİSTAN’DA SEÇİM SÜRECİNDE KARABAĞ MESELESİNİN ARAÇSALLAŞTIRILMASI
Yorum No : 2026 / 48
15.04.2026
3 dk okuma

Ermenistan’da son aylarda siyasi gündemin merkezinde yaklaşan seçimler yer almaktadır. Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi, seçim sürecine aktif bir saha çalışmasıyla hazırlanmaktadır. Paşinyan’ın ülke genelinde gerçekleştirdiği ziyaretler hem parti tabanını güçlendirmeyi hem de kararsız seçmenleri etkilemeyi hedeflemektedir. Bu süreç, yalnızca rutin bir seçim kampanyası olmanın ötesinde, Ermenistan’ın gelecekteki siyasi yönelimine dair önemli bir tercih niteliği taşımaktadır.

Ancak seçim atmosferi yalnızca iç siyasi rekabetle sınırlı değildir. Gerek ülke içinde muhalif aktörler gerekse dışarıdaki bazı diaspora çevreleri ve üçüncü taraflar, seçim sürecine dolaylı veya doğrudan müdahil olmaya çalışmaktadır. Bu müdahalelerin temel amacı, mevcut yönetimin zayıflatılması ve özellikle barış sürecine ilişkin politikalarının sorgulanır hale getirilmesidir. Bu bağlamda, seçim kampanyası sürecinde yapay gündemlerin oluşturulduğu ve seçmen davranışını etkilemeye yönelik stratejik söylemlerin devreye sokulduğu gözlemlenmektedir.

Bu stratejilerin en dikkat çekici unsuru ise Karabağ meselesinin yeniden siyasallaştırılmasıdır. Dağlık Karabağ konusu, savaşın sona ermesine ve taraflar arasında normalleşmeye yönelik adımların atılmasına rağmen, özellikle seçim sürecinde yeniden gündeme taşınmaktadır. İç muhalefet, diaspora ve bazı dış aktörler tarafından bu mesele, Paşinyan yönetimine karşı bir baskı aracı olarak kullanılmaktadır.

Oysa mevcut konjonktür, geçmişten önemli ölçüde farklıdır. Yaklaşık otuz yıl boyunca süren çatışma ve 2020 sonrası yaşanan gelişmeler, Ermenistan toplumunda savaşın sürdürülebilir bir politika aracı olmadığı yönünde ciddi bir farkındalık oluşturmuştur. Uzun süreli çatışmanın ekonomik maliyetleri, ülkenin kalkınma kapasitesini sınırlamış ve dışa bağımlılığı artırmıştır. Bu nedenle, Ermenistan kamuoyunun daha rasyonel kesimlerinde barış ve normalleşme sürecine yönelik destek giderek güçlenmektedir.

Bu çerçevede, Karabağ meselesinin yeniden “açık bir dosya” gibi sunulmaya çalışılması, mevcut gerçeklikle örtüşmemektedir. Zira hem Erivan hem de Bakü yönetimleri, yaptıkları resmî açıklamalarda geleceğe odaklandıklarını ve yeni bir sayfa açma iradesine sahip olduklarını defalarca vurgulamıştır. Paşinyan yönetimi de Karabağ meselesinin artık geçmişte kaldığı yönünde net mesajlar vermiş[1] ve barış sürecini sekteye uğratabilecek girişimlere karşı önleyici adımlar atmıştır.

Bunun ötesinde, iki ülke arasında yalnızca siyasi düzeyde değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal düzeyde de sınırlı fakat önemli temasların başladığı görülmektedir. Sivil aktörler arasındaki iletişim kanallarının açılması[2] ve karşılıklı taleplerin belirli ölçüde karşılanması, güven inşa sürecinin temel unsurları olarak öne çıkmaktadır. Özellikle Ermenistan’ın anayasal düzenlemeler gibi hassas konularda verdiği olumlu sinyaller, sürecin ilerlemesi açısından dikkat çekicidir.

Sonuç olarak, seçim sürecinde sonuçlanmış ve kapanmış bir konu olan Karabağ meselesinin yeniden gündeme getirilmesi, büyük ölçüde siyasi araçsallaştırma olarak değerlendirilebilir. Ermeni diasporası, iç muhalefet ve bazı dış aktörlerin bu yöndeki çabalarına rağmen, bölgedeki genel eğilim barış ve normalleşme yönündedir. Mevcut dinamikler, kısa vadeli siyasi hesapların ötesinde, Güney Kafkasya’da daha istikrarlı bir düzenin inşa edilme ihtimalinin güçlendiğine işaret etmektedir.

 


[1] Пашинян вновь заявил о необходимости прекращения движения за Карабах, 12.04. 2026,

https://tass.ru/mezhdunarodnaya-panorama/26967375

[2] Hikmət Hacıyev Qəbələdə Azərbaycan və Ermənistan vətəndaş cəmiyyətlərinin nümayəndələri ilə görüşüb\ 12.04. 2026,

https://olke.az/siyaset/462220/hikmet-haciyev-qebelede-azerbaycan-ve-ermenistan-vetendas-cemiyyetlerinin-numayendeleri-ile-grusub/

 


© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.