Türkiye Ermenileri Patriği Sahak II, geçtiğimiz günlerde Katolikos Karekin II’nin devam eden soruşturmasından ötürü konulan yurt dışına çıkış yasağı sebebiyle Avusturya’da toplanan Piskoposlar Toplantısı vesilesiyle, Yüksek Ruhani Konsey eş başkanı sıfatıyla[1] bir mesaj yayınlamıştır. Patrik Sahak II, söz konusu mesaj ile daha önce de incelediğimiz[2] ve görev tanımının sınırlarını aşan davranışlarına bir yenisini eklemiştir.[3]
Yayınlanan mesajda dikkat çeken noktalardan ilki, Sahak II’nin, Kilise yönetimi ile Paşinyan’ın arasında süregelen gerilimin Ermenistan’ın iç meselesi olduğunu ifade etmesi olmuştur. Mevzubahis gerilimin “Ermenistan'ın iç siyasi gerilimlerinin ve yaklaşan seçimlerin bir yansıması olarak” değerlendirildiğini ifade eden Patrik, bu ifadesi ile Türkiye Ermenileri Patriği olarak üstlendiği görevin sınırlarının dışına çıkmakla kalmayıp aynı zamanda tabiiyetinde bulunduğu ülkenin siyasi çizgisini de görmezden gelerek hareket ettiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Adı geçen, mesajında diaspora Ermenilerinden bahsederken “biz” ifadesini kullanmış, bu yolla patriği olduğu Türkiye’deki Ermeni toplumunu diasporanın parçası ilan etmiştir. Diaspora kavramının Türkiye’de yaşayan Ermeniler için kullanılması doğru değildir; Türk Ermenileri, Ermenistan’dan Türkiye’ye göçmüş değildirler. Ermenistan Cumhuriyeti 1991 yılında kurulmuştur, Türk Ermenileri ise bu tarihten çok daha uzun zaman önce Türkiye (ya da Osmanlı Devleti) topraklarında yerleşik haldedir. Bir Türk Ermenisi, Ermenistan’a seyahat etmek isteyebilir, göç etmek isteyebilir ve hatta özlem duyabilir. Fakat bunlar kişisel duygulardır, bu kişisel duygulardan yola çıkarak sosyolojik bir terimin Türkiye’deki Ermenileri nitelemek amacıyla kullanılması soru işareti yaratmaktadır. Bununla birlikte Türk Ermenilerini diaspora olarak nitelendirmek, onları Türk tabiiyetinden bağımsız bir kopuntu olarak tasvir etmek anlamına gelmektedir ki hem Türk kanunları hem de toplumsal gerçekler bu niteleme ile asla uyuşmamaktadır.[4]
Patrik Sahak II’nin yayınladığı mesajda dikkat çeken bir diğer nokta da Türkiye Ermenileri Patrikliği ifadesi yerine “Konstantinapol Patrikliği” (Պոլսոյ Պատրիարք) [5] ifadesinin kullanılmış olmasıdır. Artık yalnızca Türk düşmanı kesimlerin kullandığı bu ifadenin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve görevi Türkiye’deki Ermenilere dini rehberlik yapmak olan Sahak II tarafından kullanılmış olması üzücü ve endişe vericidir. Patrikhanenin resmi adı Türkiye Ermenileri Patrikliği’dir. Yani Patrik yalnızca uygunsuz bir terim kullanmakla kalmamış, patrikhanenin resmi adını da telaffuz etmekten kaçınmıştır.
Görüldüğü üzere Patrik Sahak II, göreve geldiği dönemden oldukça uzak bir yaklaşım içindedir. Göreve geldiğinde olması gerektiği gibi Türkiye’nin menfaatlerini savunan, Ermenistan’daki iç çekişmelere karşı mesafesini koruyan ve dini rehberlik görevini yerine getiren adı geçen, günümüzde doğrudan Ermenistan’ın iç işlerine dâhil olmakta ve bunu yaparken de Türk Ermenilerine karşı sorumluluklarını ötelemektedir. Türk Ermenileri, Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağı ile bağlı Ermeni kökenli Hristiyan bireylerden oluşmaktadır. Sahak II’ın bu topluluğun dini rehberliğini üstlenmesinin Ermenistan’da Kilise ve yönetim çatışması ile bir bağlantısı yoktur. Türk Ermenilerinin temsilcisi sıfatını üstlenen adı geçenin bu sıfatını aşan demeçleri hem Türkiye’nin Güney Kafkasya’da benimsemiş olduğu barış, refah ve istikrarı önceleyen politikasına hem de Türk Ermenilerinin menfaatlerine ters çıktılar doğurma riski taşımaktadır.
Gün geçtikçe açıklamaları sertleşen ve kelimeleri keskinleşen Patrik’in; Türk Ermenilerini diaspora olarak nitelemek, Patrikhane’nin resmi adını kullanmaktan kaçınmak ve direkt olarak Ermenistan’ın iç işleri ile alakalı sorunlara dahil olmak gibi hem görevi hem de vatandaşı olduğu ülkenin çıkarları ile ters düşen hareketlerin yoğunluğunu artırmaktadır. Vazifesinin gereklerini göz ardı edip diaspora Ermenilerinin dini görüşlerine hitap etmeye ve bu yolla bir otorite tesis etmeye çalışan adı geçen, defaatle belirtildiği üzere Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Kendisinin sahip olduğu tek otorite de Türk Ermenilerinin dini yetkilisi olmasından ileri gelmektedir. Yukarıda bahsi geçen davranışları ve genel itibarıyla son dönemde gösterdiği tavır bu sebeple yadırganmaktadır.
*Görsel: Agos
[5] Söz konusu Ermenice kelimenin çevirisi “polis”tir ve Konstantinapolis sözcüğü yerine kullanılmaktadır. Çeviriyi yapan sayın meslektaşım Tuğçe Tecimer’e teşekkür ederim.
© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır