YENİ PAPA VE ERMENİ SOYKIRIM İDDİALARI
Yorum No : 2013 / 54
07.06.2013
4 dk okuma

Yeni Papa Francisco Katolik Ermenilerden oluşan bir heyeti kabulü sırasında “20 asrın ilk soykırımı Ermeni soykırımıdır” sözlerini sarf etmekle Kardinalliği sırasında bu konudaki görüşlerini Papalığında da koruduğunu ortaya koydu.

2001 yılında Kardinal olan İtalyan asıllı Arjantinli Jorge Mario Bergoglio 1915 olaylarını soykırım olarak tanımlamış, bununla da yetinmeyerek Türkiye’nin bu soykırımı tanımasını istemiş, hatta tutumunu 2005 yılında bir Ermeni kilisesine taştan büyük bir haç konması töreninde bu haçın altına gömülmek istediğini söyleyecek kadar ileri götürmüştü.

Siyasi bir makam olmayan kardinallikte Bergoglio’nun bu ifadeleri, Türkiye tarafından kabul edilmese de, anlayışla karşılanabilirdi. Oysa Papalar Katolik Kilisesinin ruhani önderliği yanında Vatikan Devletinin de başıdır. Bu sıfatlarıyla sözleri siyasi anlam taşır ve siyasi sonuçlar doğurur.

Ermeniler öteden beri Vatikan’ın soykırım iddialarını tanımasını istemişler ancak, Vatikan Türkiye ile ilişkileri göz önünde bulundurarak, buna yanaşmamıştı. Türkiye’nin AB adaylığının kabulünden sonra bazı AB üyesi ülke parlamentolarının (Fransa, İtalya, Almanya, Hollanda vs) soykırım iddialarını tanıyan kararlar kabul etmesinden yararlanarak Vatikan da, dini nedenlerle bir yakınlaşma içine girmek istediği Ermeni Gregoryen kilisesinin talaplerini dikkate alarak, soykırım iddialarını tanımıştı. Ancak Papa Jean-Paul II bu tanımaya bir nüans getirmek isteyerek 2001 yılında Erivan’da yaptığı ziyaret sırasında soykırım sözcüğü yerine Ermenicede aynı anlama gelebilecek olan Metz Yegern (büyük felaket ) deyimini kullanmış ve tekrar bu konuya değinmemişti. Onun selefi Benedikt XVI ise soykırım kelimesini kullanmamaya özel bir dikkat göstermişti. Yeni Papa Francesco ise, haleflerinin davranışını hiç dikkate almadan, ilk fırsatta 1915 olaylarını soykırım olarak nitelendirmiştir.

Vatikan için Türkiye’nin özel bir önemi vardır. Vatikan Türkiye’nin Orta-Doğu’nun en güçlü ülkesi olduğunu takdir etmekle beraber Türkiye’yi başlıca iki bakımdan önemli görmektedir. Bunlardan birincisi Küçük Asya’nın (Anadolu’nun) Hıristiyanlığın ilk geliştiği ve XI. Yüzyıla kadar tamamen Hıristiyanların yerleşik olduğu topraklar olduğudur. Bu nedenle Vatikan Türkiye’deki Hıristiyanlığın ilk dönemine ait dini yapıtların korunmasına, uygun olanların ibadete açılmasına ve Türkiye’deki Hıristiyanların ve özellikle az sayıda Katoliklerin dini ve kültürel haklarına önem vermektedir. İkinci olarak Vatikan, diğer Hıristiyan kiliseleriyle ilişkileri çerçevesinde, ökümenik (evrensel) niteliğini tanıdığı İstanbul Rum Patrikhanesiyle yakın ilişkiler içinde olmak siyasetini izlemektedir. Nitekim Papalar bu amaçla Rum Patrikhanesini ziyaret etmişlerdir.

Türkiye’deki Hıristiyan yapıtlarının ve Katoliklerin haklarının korunması konusunda Türk Hükümetlerinin işbirliğini sağlamakta bir güçlükle karşılaşmamış olan Vatikan’ın Patrikhaneyi ziyaretleri bazen sorunlar yaratmıştır. Başlıca güçlük Türkiye’nin Patrikhane’nin ökümenik niteliğini tanımaması, diğer bir deyimle Patrikhaneyi tüm Ortodoksların en büyük ruhani lideri olarak değil Türkiye Rumlarının dini önderi olarak görmesidir. Oysa Vatikan Patrikhaneye ökümenik olduğu için önem vermektedir. O derecede ki Papa Paul VI 1967 yılında sadece Patrikhaneyi ziyaret etmek için İstanbul’a gelmek istemiş, Ankara’nın, Papa Devlet Başkanı sıfatıyla Türkiye’yi de ziyaret etmesi gerektiğinde ısrar edince, Ankara’ya gelmek durumunda kalmış, bu resmi ziyaretten sonra, özel olarak İstanbul’da Patrik’i de ziyaret etmiştir. Diğer Papaların yaptıkları ziyaretler de bu usul uygulanmıştır.

Görüldüğü üzere Türkiye ile Vatikan arasında küçümsenmeyecek bazı ilişkiler vardır. Bunların kolaylıkla yürütülebilmesi her şeyden önce taraflar arasında önemli sorunların olmamasına bağlıdır. Oysa yeni Papa’nın soykırım iddialarını benimsemesi, bunları rahatlıkla dile getirmesi Türkiye’nin bu konuda izlediği politika ile bağdaşmamakta ve iki taraf arasında, kanımızca tamamen gereksiz, bir sorun yaratmaktadır.


© 2009-2024 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.

Kaynaklar:

Analiz
Yorum
Blog
Rapor
Bülten