ERMENİSTAN’A DESTEK, KAFKASYA’YA GÖZDAĞI, RUSYA’YA ABLUKA
Analiz No : 2022 / 18
20.09.2022
9 dk okuma

Azerbaycan, Ermenistan işgali altındaki topraklarını kurtardı, ancak ateşkes aşamasından kalıcı barış aşamasına geçilmesinde önemli aksaklıklar yaşanıyor. Özellikle sınır hatlarının belirlenmemesi, provokatif girişimlere ve yeni çatışmalara sebep olabilmektedir. Nitekim 13 Eylül 2022’de başlayıp 14 Eylül 2022’de yeni bir ateşkesle sonuçlanan çatışma, tarafların bildirdiği sayılara göre toplamda 214 kişinin hayatına mâl oldu. Ne var ki bu kez can kayıpları dışında iki ülke arasındaki anlaşmazlığa acelece müdahale etme ve barış görüşmeleri zeminini Batı’ya kaydırma girişimi kendini belli etmektedir.

İkazlara rağmen Tayvan’ı ziyaret ederek bölgede gerilimi arttıran ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, bu kez Ermenistan’ı ziyaret ederek barış arayışlarını sekteye uğratacak açıklamalarda bulundu. Pelosi, Azerbaycan’ı çatışmaları şiddetlendirmekle suçladı. Pelosi’nin baskın, sert ve yine tepeden inmeci bir söylem geliştirerek şunları yapmak istediği söylenebilir:

  1. Azerbaycan’ı suçlu gösterip geri çekilmeye zorlamak,
  2. Rusya’nın barış görüşmelerindeki temel aktör olmasını engellemek,
  3. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilâtı (AGİT) Minsk Grubunu tekrar çalışır/çalışmaz hale getirmek,[1]
  4. Karabağ meselesini hala “çözülememiş/donmuş sorun” dosyasında tutmak,
  5. Ermenistan’ı Rusya’dan uzaklaştırmak,[2]
  6. Ermenistan’ı tarihte birçok kez yaptığı üzere bu defa Rusya’ya ihanete yönlendirmek ve Rusya’ya koyacağı mesafe oranında destek sözü vermek,
  7. Ermenistan’ı ABD’deki en etkin Ermeni lobi kuruluşu olan Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA) başta olmak üzere diaspora örgütleri üzerinden[3] ve bölgedeki kontrolünü arttırma amacıyla Ermeni halkı yerine yönetmek,
  8. Ermenistan’ı Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nden (KGAÖ) ayrılmaya teşvik etmek;[4] böylece KGAÖ’nün güvenilirliğini, işlevselliğini tartışmaya açmak,
  9. Ukrayna ile savaşında yıpranan Rusya’ya etki alanlarını kaybettirmek.

Nitekim bir kısmı niyet okuması olsa da gerçekleştirdiği temas ve yaptığı basın açıklamalarında dile getirdikleri zaten yukarıda sıralanan unsurları içermekteydi.

Azerbaycan, 30 yıl boyunca Ermenistan tarafından işgal altında tutulan topraklarını 27 Eylül 2020’de başlattığı “Demir Yumruk” operasyonuyla 44 gün içinde kurtardı ve iki ülke arasında ateşkes sağlandı.[5] Operasyonu “zorunlu” kılan durum şunlardı:

  1. Azerbaycan’ın parçası olan Nahçıvan üzerinde de Ermenistan yetkililerinin hak iddiası söylemleri geliştirmesi,
  2. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 822, 853, 874 ve 884 sayılı kararlarının Karabağ’ı Azerbaycan toprağı olarak tanımlamasına ve Ermenistan’ı işgali sona erdirmeye çağırmasına rağmen Ermenistan’ın diplomasi arayışlarını akamete uğratması,
  3. Ermenistan’ın Karabağ’ı kendi parçası olarak tanımlaması,
  4. Karabağ sorununu BMGK kararları çerçevesinde çözmesi gereken AGİT Minsk Grubunun Ermenistan’ın bu tavrını sessizlikle karşılayarak kendi varlığını sonlandırması.

Azerbaycan’ın Karabağ etrafındaki 7 rayonu ve özellikle Şuşa kentini kontrol altına alması neticesinde 9 Kasım 2020’de Rusya’nın arabuluculuğunda ateşkes yapıldı. Ermenistan ve etnik ayrılıkçı güçlerin çekilme tarihleri belirlendi, aksaklıklarla da olsa ilerleme sağlandı. 14 Aralık 2021’de barış görüşmeleri başladı. Kalıcı barışın sağlanabilmesi için sınırların belirlenmesi, diplomatik ilişkilerin kurulması, tarafların birbirinin egemenliğini, toprak bütünlüğünü, sınırlarının dokunulmazlığını ve bağımsızlığını karşılıklı olarak tanıması, ulaştırma ve iletişim hatlarının açılması gerekmektedir. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın barış arayışını destekler söylemlerine rağmen Ermenistan bilhassa sınırın belirlenmesi aşamasından kaçındı.

Doğrusu Ermenistan açısından 13 Eylül çatışması beklediği destek kapısını aralamış oldu. ABD’den ilk kez bu kadar yüksek temsil düzeyli bir isim tarafından ziyaret edilmiş olmak, Karabağ etrafındaki çatışmaların BM gündeminde kalmasını sağlamak,[6] barış görüşmelerine ABD ve Fransa başta olmak üzere tarafsız olmayacaklarından emin olduğu ülkeleri çekebilmek Ermenistan açısından bir kazanım olacaktır. Azerbaycan’a göre Ermenistan, savaşın Azerbaycan'ın zaferi ile sona ermesinden sonra varılan anlaşmanın şartlarını ihlal etmektedir. 13 Eylül çatışması da Ermenistan’ın askeri provokasyonunun engellemesi sonucu patlak vermiştir.

Ermenistan ise provokasyon iddiasını reddediyor. Ancak gerçekten de Ermenistan, biraz daha toprak kazanmak ve bundan da çok Karabağ’ın Azerbaycan’dan koparıldığı senaryoyu hem Azerbaycan’a hem bölge ülkelerine kabul ettirmek amacıyla giriştiği maceraların ve sınır ateşleriyle yarattığı provokasyonların 2020’deki 44 günlük savaşa yol açmasının şokunu atlatamamış olmalı. Muhtemelen 27 Eylül 2020’nin bir gün öncesine dönmeyi ve önceki durumu korumayı arzuluyordur. Açık ki Ermenistan’ın özellikle sınırların belirlenmesi işlemlerinin başlatılmasından kaçınması, şimdiki durumun yeni statükoya dönüşmesini istememesinden kaynaklanıyor. Çünkü tam bir barışın sağlanıp sınırlar belirlenmesi, karşılıklı egemenlik ve toprak bütünlüğünün tanınması, Ermenistan’ın zaten askeri, savunma ve ekonomik açıdan kendisinden çok daha üstün olan Azerbaycan’ın topraklarına bir kez daha işgal amaçlı girmesini yüzyıllar boyunca imkânsız kılacaktır. Diğer taraftan bölge dengelerine Ermenistan üzerinden çıkarılacak savaşlarla müdahil olmak isteyen güçlerin elleri de zayıflayacaktır. Bilhassa ABD’nin ani, aceleci ve taraf tutan açıklamaları, Fransa’nın BM’deki temsilcisinin Azerbaycan’a kendi silahlı birliklerinin ilk mevziisine çekilme çağrısında bulunması ve çoktan ölmüş bulunan AGİT Minsk Grubu için yeni bir misyon yaratılmaya çalışılması dikkate alındığında, 13 Eylül çatışmasını provokasyonlarla Ermenistan’ın başlattığı yaklaşımı mantıklı görünmektedir. Zira Ermenistan barış görüşmelerinde Fransa ve ABD gibi ülkelerin desteğini istemektedir.[7] Ancak Azerbaycan, Minsk Grubu’nu işlevini yerine getirmekte başarısız olmuş bir oluşum olarak tanımladı ve bu oluşuma masada yer vermiyor.

Diğer taraftan Pelosi’nin ziyareti, ABD’de 8 Kasım 2022’de gerçekleştirilecek Kongre ara seçimlerinde ABD’deki Ermeni lobi çevrelerinin desteğini kazanma amacından ibaret görülemez. ABD’nin çevrelemek, gücünü zayıflatmak ve kontrol altına almak istediği ülkeler var ve ABD açısından Karabağ’daki mevcut durum olağan gidişatına bırakılamaz. Ara seçimde Ermeni lobilerinin desteğini çekmek kısmı, öncelikle Ermeni lobisinin oylarını kazanmak ve ayrıca hayata geçirilmesi planlanan çeşitli Ermeni-Amerikan programlarının gerektirdiği bütçe için Kongre’de siyasi manevra imkanının yaratılması sözleriyle açıklanabilir.

Ancak bundan fazlası var ve bu da Ermenistan'ın ABD eski Büyükelçi Yardımcısı Armen Kharazyan’ın sözleriyle[8] şu şekilde açıklanmıştır: “Ermenistan’ın ABD ile bütünleşik bir politikaya sahip olmasının sağlanması ve Ermenistan'ın Batı ile normal askeri-teknik işbirliğinin önünde engel olan KGAÖ üyeliğinden çekilmesi.” Buna göre KGAÖ, Ermenistan’ın sorunlarını çözmemektedir. Halbuki KGAÖ’nün 13 Eylül çatışmasında Ermenistan’ın askeri destek talebini reddederek izleme heyeti göndermesinin sebebi de çatışmanın tartışmalı bölgede gerçekleşmesiydi. Yani asıl sorun sınırın belirlenmemiş olmasıdır. Ermenistan, beklediği desteği buldu ancak bu desteğin şu sonuçları olacak:

  1. Batı-Rusya dengesini koruyan reel-politik anlayışını terk edilmesi, bu defa Rusya’ya ihanet edilmesi ve Rusya’ya karşı ikinci bir cephe açılmasına yardım edilmesi,
  2. Özellikle ABD merkezli Ermeni diasporasının, Ermenistan’ın yönetilmesindeki etki gücünü tekrar arttırması ve bedelini yine Ermenistan’da yaşayan halkın ödemesi,
  3. Azerbaycan’ın BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla da Azerbaycan’a aitliği tanınmış topraklarını 30 yıllık işgalden kurtarmışken asla bırakmaması.

Yeni statüko, mevcut durumdur. Yeni statükoda Ermenistan eninde sonunda bölgesel işbirliğine yönelmenin zorunlu ve aynı zamanda en makul çözüm olduğunu anlayacaktır.

 

*Fotoğraf: Azatutyun

 

[1] Pelosi, açıklamalarında defalarca ABD’nin bölgedeki ihtilafın çözümünde önemli rol oynayan AGİT Minsk Grubu üyelerinden biri olarak Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ihtilafın ve Karabağ meselesinin adaletli ve kalıcı çözüme kavuşturulması için diplomatik çaba sarf edeceğini vurgulamıştır.

[2] Նաիրա Նալբանդյան, Այստեղ ենք` հասկանալու, թե Երևանն ինչ ակնկալիքներ ունի Վաշինգտոնից. Նենսի Փելոսի, Azatutyan, 18 Eylül 2022, https://www.azatutyun.am/a/32039787.html; Փելոսիի այցը Հայաստան ունի կրիտիկական նշանակություն․ԱՄՆ-ում ՀՀ նախկին փոխդեսպան, Azatutyan, 19 Eylül 2022, https://www.azatutyun.am/a/32040491.html

[3] Փելոսին արձանագրել է, որ Հայաստանը դիմակայում է Ադրբեջանի անօրինական և մահաբեր հարձակմանը, Azatutyan, 18 Eylül 2022, https://www.azatutyun.am/a/32039505.html

[4] Նաիրա Նալբանդյան, Հայաստանից դժգոհություններ են հնչում՝ ուղղված ՀԱՊԿ-ին, 17 Eylül 2022, https://www.azatutyun.am/a/32038828.html; Naira Nalbandyan, Նաիրա Նալբանդյան, Այստեղ ենք` հասկանալու, թե Երևանն ինչ ակնկալիքներ ունի Վաշինգտոնից. Նենսի Փելոսի, Azatutyan, 18 Eylül 2022, https://www.azatutyun.am/a/32039787.html. Nitekim 10-20 kişilik bir gösteri grubu Pelosi’yi karşılayan pankartların yanı sıra KGAÖ’dan ayrılma çağrısı yapan pankart da taşımaktaydı.

[5] Detaylı okuma için bkz. Tutku Dilaver, Karabağ’ın Özgürleştirilmesinin Üstünden Geçen 1 Yıl, 9 Kasım 2021, https://avim.org.tr/tr/Analiz/KARABAG-IN-OZGURLESTIRILMESININ-USTUNDEN-GECEN-1-YIL; Tutku Dilaver, Azerbaycan Karabağ’a Giden Yeni Yolu Açıyor, AVİM, 26 Ağustos 2022, https://avim.org.tr/tr/Analiz/AZERBAYCAN-KARABAG-A-GIDEN-YENI-YOLU-ACIYOR

[6] Փելոսին ու Փաշինյանն անդրադարձել են ՀՀ տարածքից ադրբեջանական ստորաբաժանումների դուրսբերմանը վերաբերող հարցերի, Azatutyan, 18 Eylül 2022, https://www.azatutyun.am/a/32039820.html

[7] Armenia ‘Responds’ To Azerbaijani Proposal, 14 September 2022, https://www.azatutyun.am/a/31752169.html

[8] Փելոսիի այցը Հայաստան ունի կրիտիկական նշանակություն․ԱՄՆ-ում ՀՀ նախկին փոխդեսպան, Azatutyan, 19 Eylül 2022, https://www.azatutyun.am/a/32040491.html


© 2009-2021 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.