SOÇİ ZİRVESİ: BARIŞ ANLAŞMASI ARAYIŞINDA YENİ DURAK
Analiz No : 2022 / 26
02.11.2022
13 dk okuma

Karabağ için 2020’de verilen savaşın buradaki statü sorununu tamamen çözmesi, yeni bir düzen getirmesi ve bölge istikrarını da sağlaması beklenirdi. 2020 öncesinde “sorun toprak değil, statüdür” algısı yaratılmak isteniyordu; bugün toprak büyük ölçüde sorun olmaktan çıkıp, statü meselesi ise görüşmelerden dışlanınca ulaşılacak nokta yeni düzenin aşama aşama kabullenilmesi olmalıydı. Genellikle savaşların, özellikle de işgale uğradığı bilinen bir yerde işgale son veren devletin yeniden egemenliğini sağlamasıyla sorunun çözüldüğü varsayılır. Ancak Karabağ’da bu varsayım henüz gerçekleşmedi. Son silah da susup barış görüşmeleri başlayacak olduğunda, sandalyesini alan masaya yerleşti. Hatta farklı masalar kuruldu ve bir diğeri etkisiz kılınmaya çalışıldı.

Bu çerçevede, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 31 Ekim 2022’de Rusya’nın Soçi kentinde, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’la önce ikili görüşmeler ve sonra üçlü toplantı gerçekleştirmesi, Rusya’nın sürecin parçası olduğunun altının çizilmesidir. Nitekim açıklamasında Putin, Prag’daki toplantıya da atıfta bulunarak Avrupalı ortaklarının Rusya’yı tüm oluşumlardan dışlamak istediğini ancak burada Rusya’nın dışlanmasının imkânsız olduğunu belirtmiştir.[1]

 

Soçi Bildirisi

Soçi görüşmesinde açıklanan ortak bildiride "Bölgede sürdürülebilir ve uzun vadeli barışın sağlanması için Azerbaycan ile Ermenistan arasında bir barış anlaşmasının imzalanmasına yönelik aktif hazırlığın önemi" vurgulanmıştır ancak bir barış anlaşmasına bir önceki günden daha yakın olunmadığı da anlaşılmaktadır. Nitekim Putin, henüz bir barış anlaşması olmadığını ancak müzakerelerin ve istişarelerin devam edeceği konusunda tarafların anlaştıklarını söylemiştir. Uzlaşılamayan hususlar konusunda ise bilgi vermemiş, iki taraf için de hassas olan hususları açıklamamayı tercih ettiğini belirtmiştir.[2] Belki de bu sebeple ulaşım hatları konusunda bir açıklama yapılmamıştır. Halbuki Putin, Soçi görüşmesi öncesinde ulaşım yollarının önündeki engelleri kaldırma hedefinden de bahsetmişti.[3]

Bildiride, Rus barış gücünün, bölgede güvenliğinin sağlanmasına katkısı ve bölgedeki durumu istikrara kavuşturma çabalarının önemi kaydedilmiş, tarafların Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin kapsamlı şekilde normalleştirilmesi, Güney Kafkasya’nın barış, istikrar, güvenlik ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmasının sağlanması amacıyla 9 Kasım 2020, 11 Ocak ve 26 Kasım 2021 tarihli üçlü bildirilere sıkı sıkıya bağlı kalma taahhütlerinin yinelendiği ve güç kullanmaktan veya güç kullanma tehdidinden kaçınma, sorunları Birleşmiş Milletler Tüzüğü ile 1991 tarihli Almatı deklarasyonuna uygun olarak egemenlik, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığının karşılıklı tanınması temelinde çözme konusunda uzlaşıldığı belirtilmiştir. Rusya’nın yardımıyla iki ülkenin dini liderleri, uzmanlar ve halk temsilcileri arasında olumlu bir atmosfer yaratma ve halklar arasında güvenin güçlendirilmesi amacıyla üç ülkenin parlamentoları arasında temasların başlatılmasının önemine de dikkat çekilmiştir.[4]

Putin’in toplantı sonrası açıklamalarından Rusya’nın da Azerbaycan-Ermenistan sınırının belirlenmesi konusunu öncelikli gördüğü anlaşılmaktadır. Putin, Eski Sovyet ordusunun haritalarının en doğru haritalar olarak kabul edildiğini ve bu temelde ilerlenebileceğini ifade etmiştir.[5] 26 Ekim 2021’de yine Soçi kentinde gerçekleştirilen üçlü görüşme neticesinde de Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki sınırların belirlenmesi için komisyon kurulacağı açıklanmıştı.

 

Brüksel, Prag ve Soçi Zirveleri

Bütüne bakıldığında Çekya’nın başkenti Prag’da 6 Ekim’de Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un girişimiyle Ermenistan Başbakanı ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı ile yapılan görüşme ile Soçi Zirvesi’nin ortak sonucu: Ermenistan ve Azerbaycan’ın, BM Şartı’na ve 1991 Alma-Ata Deklarasyonu’na bağlılıklarını teyit etmeleri ve her iki tarafın da birbirinin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini tanımasıdır. Toprak bütünlüğü konusu iki açıdan önemlidir, birincisi acilen sınırın belirlenmesi, haritanın çizilmesi gereğini vurgulamaktadır. İkincisi özellikle Alma-Ata Deklarasyonuna yapılan atıf, Ermenistan’ın, Karabağ’ın Azerbaycan’ın parçası olduğunu kabul ettiğinin göstergesidir. Ancak yine de sınır çizgisinin belirlenmesi gerekmektedir ki “toprak bütünlüğü” ifadesi tam karşılığını bulabilsin.

Prag Bildirisi, Ermenistan’ı. AB gözlem misyonunun Azerbaycan sınırı boyunca konuşlandırılmasını kabul ettiği, Azerbaycan’ın ise “ilgili olduğu ölçüde” işbirliği yapmayı kabul ettiği hususunu içermekteydi. AB gözlem misyonu, “en fazla iki ay boyunca görev yapacak olan”, güven inşa etmeyi ve sınırın çizilmesine katkıda bulunmayı planlayan sivil bir misyondur. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, AB’nin sınıra misyon göndermesini, Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerinin normalleşmesi ve Rusya’nın arabuluculuk çabalarını ortadan kaldırmaya yönelik müdahale girişimi olarak değerlendirmiştir.[6] Soçi Bildirisi, Rus barış gücünün[7] bölgede güvenliğin sağlanmasına katkısına atıfta bulunmaktadır.  Rusya’nın Karabağ’daki barış birliklerinin süresini uzatmayı düşündüğü ifade edilmekteydi ancak konu görüşüldüyse dahi Soçi Zirvesinde bu yönde bir uzlaşı bildirimi yapılmamıştır. Yine de Soçi Zirvesi, açık ki Rusya’nın barış görüşmelerindeki rolünü koruyacağı, yeri doldurulacak "bir boşluk olmadığı" mesajıdır.

Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ile Azerbaycan ve Ermenistan liderleri Prag’dan önce de dört kez bir araya gelmişti ve 31 Ağustos’taki son görüşmede barış anlaşması konusunda sonuç alabilmek için çalışmaları hızlandırma hususunda mutabakat sağlanmıştı. Burada da yine Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin, devletlerin karşılıklı egemenliği ve toprak bütünlüğü çerçevesinde geliştirilmesi uzlaşısına varılmıştır.

Bu çerçevede Soçi Zirvesi, barış anlaşması açısından yeni bir aşama oluşturmamış ancak tarafların önceki tutumlarının devam edeceğinin teyit edildiği bir görüşme olmuştur. Rusya ise Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri söz konusu olduğunda arabuluculuk girişimlerinden dışlanamayacağını vurgulamış olmuştur. Aynı zamanda Ermenistan-Rusya ilişkilerinin sürdürüldüğü mesajı da herhalde Ermeni kamuoyuna verilmiş olmalıdır.

 

Ermenistan’ın Tutumu

Ermenistan, tüm zirvelerde uzlaşıya yakın bir tutum sergilese de ulaşım hatlarının açılması ve sınırların belirlenmesi konusunda süreci yavaşlatan, bir yandan da yeni masalar kurulmasını zorlayan/kolaylaştıran, diğer aktörleri de uzlaşmazlığa davet eden taraf görünümündedir. Böylece Azerbaycan’ın askeri başarısının sonuçlarının yarattığı yeni statükonun kalıcı olmasını engellemeye çalışmaktadır. Statükoyu tartışılır kılabilmek ve sorunu yeni nesillere bırakmak, farklı ihtimalleri canlı tutabilecektir. Bunun için Kafkasya’da Rusya’yı dengelemek ya da etkisini kırmak isteyen ve açıkça Azerbaycan karşıtı tutum sergileyen ülkelerle işbirliğine yatkın bir duruş sergilemektedir.

ABD ve Fransa, bu konumlanma ile Minsk Grubu’nu canlandırma ve süreçte etkin var olma girişimindedir. Ermenistan da ABD ve Fransa’nın gündemine yerleşerek Rusya’nın sağlayacağı katkıdan fazlasını burada aramaktadır. Aynı zamanda İran’ı da bir “güç kırıcı” olarak değerlendirdiği anlaşılmaktadır.

İran ise Azerbaycan’dan, Türkiye’nin bölgedeki etkisinin artmasından ve Azerbaycan-Türkiye işbirliğinin Orta Asya Türk devletleriyle daha büyük bir oluşuma ulaşması ihtimalinden tehdit algılamaktadır. Karabağ’ın Ermenistan tarafından işgali ve ikinci Karabağ Savaşı süresince olduğu gibi Ermenistan’ın yanında konumlanmaktadır. Bu çerçevede Hindistan da Ermenistan-İran denge arayışının parçası olmaya adaydır. Son dönemde ise Zengezur ulaşım hattını, saldırı sebebi gördüğünü gösteren girişimlerde bulunmuştur. Diğer taraftan Türkiye ve Azerbaycan’ın Orta Asya Türk devletleriyle ilişkilerini derinleştireceği iddiasıyla Rusya’ya da Çin’e de[8] bir anlamda “tehdit uyarısında bulunan” makaleler, ilgili ülkeler arasındaki diplomatik ilişkilerin en az 30 yıllık geçmişi bulunmasına rağmen son dönemde gündeme taşınmıştır.

 

Azerbaycan’ın Tutumu

Azerbaycan, ilk günden itibaren Karabağ sorununun artık bittiği söylemini kullanmaktadır. Azerbaycan için konu, Ermenistan’la diplomatik ilişkilerin kurulması ve normalleşmenin sağlanmasından ibarettir. Aliyev bu hususu Soçi Zirvesi sonrasında da belirtmiştir.[9] Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesiyle doğrudan yani gümrüksüz ve sınır uygulamasından ari ulaşımını sağlayacak hattın açılması da Azerbaycan’ın gündemindedir.

Azerbaycan, barış görüşmelerine beş maddeyle gelmişti: Tarafların birbirinin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü, sınırlarının dokunulmazlığını ve bağımsızlığını karşılıklı olarak tanıması, tarafların birbirine karşı toprak iddiasında bulunmayacağını taahhüt etmesi, sınır hatlarının belirlenmesi, diplomatik ilişkilerin kurulması, ulaşım ve iletişim hatlarının açılması. Tüm ortak bildirilerde de bu hususlar tekrarlanmıştır.

Karabağ’da mukim Ermeniler açısından da Aliyev’in tutumu çok kesindir. Prag’da yaptığı basın açıklamasında Aliyev, “Karabağ'da yaşayan Ermeniler bizim vatandaşımızdır. Ermenistan da dahil olmak üzere hiçbir ülke ile onların kaderini veya gelecekteki yaşamlarını tartışmayacağız. Ermeniler, Azerbaycan vatandaşları ile aynı haklara sahip olacaklardır. Her halükârda Azerbaycan toplumuyla bütünleşen hayatlarının şimdiki hayatlarından çok daha iyi olacağından emin olabilirler” demiştir. Bu konu, zirvelerde de gündem maddesi olmamıştır.

Bu süreçte, bölgenin jeopolitiği değişirken Azerbaycan’ı hedef alan hamlelerle ilgili olarak da Azerbaycan resmi medya ve devlet televizyonunda İran'a yönelik sert eleştiriler ilk kez yer almaya başlamış; Aliyev, “Dünyanın muhtelif ülkelerinde yaşayan kardeşlerimizin (…)  güvenliği, hakları ve esenlikleri bizim için büyük önem taşımaktadır. Kaderimizce devletimizden ayrılan Azerbaycanlıların… dillerini, ananelerini, medeniyetlerini korumaları, Azerbaycan prensiplerine sadık olmaları ve öz tarihi vatanları ile alakalarını kesmemeleri için elimizden geleni yapacağız”[10] açıklamasıyla da bir mesaj vermiştir. Diğer taraftan Aliyev’in Cezayir’in ev sahipliğinde düzenlenen 31. Arap Birliği Zirvesi’nde Bağlantısızlar Hareketi'nin mevcut başkanı sıfatıyla yaptığı konuşmadaki “Dünya, Fransa’nın Cezayir’de işlediği katliamları asla unutmamalıdır.”[11] ifadesi de dikkat çekmiştir. Azerbaycan basınında yer alan haberlere göre, 1 Kasım’da Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Devlet Güvenlik Servisinin lağvedilerek güvenlik servisinin doğrudan Bakü'deki merkezi yönetime bağlanması da bölgedeki hareketlilikler açısından önemli bir gelişme sayılabilir.

Dolayısıyla Azerbaycan savaş sahasındaki zaferini henüz kalıcı, sürdürülebilir bir barış anlaşmasıyla taçlandıramamış olabilir ve üçüncü ülkeler kendi çıkarları ölçüsünde müdahil olup süreci yavaşlatmış da olabilir, Ermenistan’daki toprakları geri almanın mümkün olduğuna inanan muhalefet ya da eski statükoya dönülebilirse Karabağ’daki illegal yönetimin tanınmasını mümkün gören Ermeni Diasporası Paşinyan’ı durdurmaya çalışıyor olabilir ancak Azerbaycan tüm zirvelerde kendi belirlediği gündemle yer almayı başarmıştır. Rusya arabuluculuğunda ya da AB arabuluculuğunda veya şimdi olduğu gibi birbirine paralel ilerleyen görüşmelerde, diplomatik mücadelesini, Ermenistan’la normalleşme sürecini belirlenen ölçütlerde başlatmak üzere verecektir. Muhtemeldir ki Rus askerlerinin bölgeden çekilmesi de Azerbaycan’ın beklentisi olacaktır. İran’ın da Ermenistan ve Gürcistan’la birlikte bölgesel işbirliğinin konuşulacağı görüşmelere katılması için diplomatik çabalar sürdürülecektir.

 

*Resim: https://tass.com/politics/1530493

 


[1] Putin: Europe will not be able to exclude Russia from Yerevan-Baku relations’ normalization process, 1 Kasım 2022, https://news.am/eng/news/727880.html

[2] Putin: No Armenia-Azerbaijan peace treaty yet, 1 Kasım 2022, https://news.am/eng/news/727878.html

[3] Putin says Moscow making every effort to normalize relations between Yerevan and Baku, Tass, 28 Ekim 2022, https://tass.com/world/1529193

[4] Ruslan Rehimov, Dmitri Chirciu, Ali Cura, Azerbaycan ve Ermenistan güç kullanmaktan kaçınma ve sorunları çözme konusunda anlaştı, AA, 31 Ekim 2022, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/azerbaycan-ve-ermenistan-guc-kullanmaktan-kacinma-ve-sorunlari-cozme-konusunda-anlasti/2725808

[5] Putin: No Armenia-Azerbaijan peace treaty yet, 1 Kasım 2022, https://news.am/eng/news/727878.html

[6] Lillian Avedian, Russia criticizes EU agreement to send observer mission to Armenia-Azerbaijan border, Armenian Weekly, 11 Ekim 2022, https://armenianweekly.com/2022/10/12/russia-criticizes-eu-agreement-to-send-observer-mission-to-armenia-azerbaijan-border/

[7] Peacekeepers or border guards? Russian checkpoints on the roads of Armenia, Jam News, 9 Ağustos 2022, https://jam-news.net/peacekeepers-or-border-guards-russian-checkpoints-on-the-roads-of-armenia/

[8] Russian Experts On Central Asia Warn: Turkey Has Far-Reaching Plans For The Post-Soviet Space, Including Parts Of Russia, Memri, 26 Ekim 2022, https://www.memri.org/reports/russian-experts-central-asia-warn-turkey-has-far-reaching-plans-post-soviet-space-including#_edn1; Amin E. Aghjeh, Why China Fears the Emerging Turkic Alliance, National Interest, 29 Ekim 2022,  https://nationalinterest.org/blog/buzz/why-china-fears-emerging-turkic-alliance-205615

[9] Aliyev ve Putin Soçi'de görüştü, İHA, 31 Ekim 2022, https://www.iha.com.tr/haber-aliyev-ve-putin-socide-gorustu-1115954/

[10] "On milyonlarla qan qardaşlarımızı dəstəkləyəcəyik" - İlham Əliyev, Azvision, 21 Ekim 2022, https://azvision.az/news/309662/---on-milyonlarla-qan-qardaslarimizi-destekleyeceyik---ilham-eliyev---.html

[11] Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev: Dünya, Fransa’nın Cezayir’deki katliamlarını asla unutmamalı, AA, 2 Kasım 2022, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/azerbaycan-cumhurbaskani-aliyev-dunya-fransa-nin-cezayir-deki-katliamlarini-asla-unutmamali/2726956


© 2009-2021 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.