
Bu yazı ilk olarak AVİM tarafından 15 Nisan 2026’da yayınlamış İngilizce bir makalenin Türkçe çevirisidir.
Kısa bir süre önce İngiliz gazeteci ve yazar Kyle Orton, Osmanlı Devleti’nin (İmparatorluğu’nun) son dönemlerinde Ermeni Devrimcilerin rolü üzerine oldukça ilginç ve kapsamlı bir makale[1] kaleme almıştır. Orton’a göre akademisyenler; “Ermeni devrimcilerin 1890’lardan itibaren hareketlerini geliştirmekteki başarılarını, yirmi yılı aşkın süre tutarlı bir biçimde uyguladıkları provokasyon stratejisinin etkinliğini, 1914-15 yıllarında gerçekleştirdikleri isyanın boyutunu ve dış destek sağlama konusundaki siyasi becerilerini” açıkça ortaya koymakta tereddüt etmektedirler. Orton’un makalesi, Ermeni devrimcilerin Osmanlı Devleti’nin çöküşündeki rollerine ve etkilerine dikkat çekerek tam da bu noktada önemli bir katkı sunmaktadır.
Orton’un makalesi Ermeni Sorununu Berlin Kongresi sonrasında ortaya çıkışını, yani konunun Avrupalı güçlerin dikkatini celp ederek Avrupa diplomasisinin bir parçası haline gelişini ele alarak başlamaktadır. Başlangıç aşamasında olan Ermeni ulusal hareketi, siyasi emellerini Avrupa müdahalesine sayesinde gerçekleştirmeyi umuyordu. Orton’a göre, “Rus müdahalesi sayesinde bağımsızlığını kazanan Bulgaristan örneği, Ermeniler arasında benzer bir yol izlemek isteyenlere ilham kaynağı olmuştur.” Ermenilerin bu çabası gözden kaçmamış ve takip eden yıllarda Ermeni meselesini uluslararası alana taşıma çabaları Osmanlı Müslümanları arasında korku ve hoşnutsuzluğa yol açmıştır.
Sonraki yıllar Ermeni devrimci komitelerinin; yani Armenakan Partisi’nin (1885), Hınçak Devrimci Partisi’nin (1887) ve Ermeni Devrimci Federasyonu/Taşnaksutyun’nun (1890) kuruluşuna tanıklık etmiştir. Bu gruplar Müslümanların karşı saldırılarını ve Avrupa müdahalesini tetiklemek amacıyla terör ve provokasyon eylemlerine girişerek etnik gerilimleri tırmandırmışlardır.
Makalenin önemli bir bölümünü Sultan II. Abdülhamid dönemi teşkil etmektedir. Sultan, Ermeni emellerine karşı bir denge unsuru oluşturmak adına Doğu Anadolu’daki aşiretlerden teşkil edilen ve “Hamidiye Süvari Alayları” olarak anılan birlikleri kurmuştur.
Orton, dönemin devrimci stratejisindeki trajik bir ironiye dikkat çekmektedir: Bazı devrimciler, saldırı ve isyanları kışkırtarak Müslümanların tepkisini çekme ve böylece Avrupalı güçleri (İngiltere, Fransa, Rusya) müdahale etmeye zorlama umudu içindeydiler. Bu dönemin en ünlü eylemi, Avrupa müdahalesini tetiklemek amacıyla Taşnaklar tarafından 1896 yılında gerçekleştirilen İstanbul’daki Osmanlı Bankası baskınıdır. Ancak bu eylem, Avrupa müdahalesi yerine Ermeniler ve Müslümanlar arasında çatışmaları tetiklemiştir. Aynı dönemde imparatorluğun pek çok yerinde de benzer olaylar silsilesi görülmüştür.
Devrimcilerin şiddetinden uzak duran ve bunu kınayan Ermeniler de hedefe alınmıştır. Örneğin 1894 yılında Ermeni Patriği Horen Aşıkyan, “Ermeni milliyetçilerini, Ermeniler için sadece felaketle sonuçlanabilecek bir toplumsal çatışma tohumu ektikleri gerekçesiyle şiddetle kınamış” ve sonuç olarak Hınçaklar “Aşıkyan’a iki defa suikast girişiminde” bulunmuştur. Takip eden on yıllarda Taşnaklar isyan, terör ve her türlü şiddet girişiminde Hınçakları geride bırakmıştır. Orton şu yorumda bulunmaktadır:
“Mart-Nisan 1904 döneminde Sasun’da bir başka Ermeni isyanı patlak verdi. Antranik liderliğindeki yüzlerce Taşnak, Rusya üzerinden bölgeye sızarak yerel isyancılara silah dağıttı ve Avrupa müdahalesini tetikleyebilecek misillemeleri kışkırtmak amacıyla Müslüman köylerine saldırmaya başladı. Osmanlılar isyanı bastırdı ve —en önemli Taşnak kaybı Hrayr Dzhoghk olmak üzere—binlerce Ermeni sivilin katledildiği bildirildi. Ancak İngiliz Konsolosu kısa süre sonra bölgeyi ziyaret ederek gördüğü kanıtlara dayanarak ‘katliam ve mezalim suçlamalarını sürdürmenin zor olacağını’ belirtti.”
1908 Jön Türk Devrimi, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin (İTC) “muhalefet yıllarında Ermeni devrimcilerle birlikte çalışmış olması” ve Ermeni Sorununu çözmek için adımlar atmasıyla bu dinamiklerde bazı değişiklikler getirmiştir. Orton bu olumlu gelişmeleri şöyle sıralamaktadır:
“İTC; Hristiyanlara eşit haklar sunmuş, Ermeni siyasi aktivizmi için yasal alanı genişletmiş, Ermenilere silah taşıma izni vermiş ve Hristiyanları Osmanlı ordusuna dahil etmiştir. Aynı zamanda Hamidiye Alaylarını dağıtarak, asi komutanları hapsederek ve Kürtleri disipline etmeye kararlı yerel yöneticiler atayarak Ermenilere yönelik Kürt tehdidini azaltacak önlemler almıştır.”
Buna karşılık Ermeni komiteleri, İTC ile iş birliklerinin sona erdiği 1912 yılına kadar “terör faaliyetlerini resmen durdurduklarını” ilan etmişlerdir. Ancak Orton bu resmi duruşun “taşradaki gerçekliği her zaman yansıtmadığını”, zira Taşnakların “gündüz siyaset, gece terör” şeklinde hareket ettiğini belirtmektedir.
Orton, “1912-13 Balkan Savaşları’ndaki Osmanlı yenilgisinin” Osmanlı gerilemesinin zirve noktası olduğunu ve “bu dönemin 1915’te yaşananları şekillendirmedeki öneminin azımsanamayacağını” belirtmektedir; zira yurtlarından sürülen ve “katliamların dehşet hikayelerini taşıyan” yarım milyon Müslüman muhacirin gelişi, “mezhepsel gerginliği daha da alevlendirmiştir.” Bu sırada Rus diplomasisi ve gizli faaliyetleri, “herkesin zihninde Balkan olaylarını Ermeni Sorunu ile birleştirmiştir”. Osmanlı’nın zayıflığından ve yenilgisinden yararlanan “Rusya, Ermeni Sorununu tekrar uluslararası gündeme taşıyarak” Doğu Anadolu için özel bir statü talep etmiştir. “Şubat 1914’te Osmanlılara bir Reform Antlaşması” dayatılmış ve bu antlaşma “Avrupalı Büyük Güçler adına sadece Rusya tarafından” imzalanmıştır.
Birinci Dünya Savaşının başında Ermeni komiteleri Rus ordusu ve politika yapıcılarıyla temas kurmuş, Rus Dışişleri Bakanı Sazonov ise “Tiflis komutanlığına savaş başlar başlamaz Rusya adına cephe gerisinde faaliyet göstermeleri için Osmanlı Devleti içindeki Ermenileri ve Süryani Hristiyanları silahlandırmaya başlaması” talimatını vermiştir. Orton, Ermeni komitelerinin oynadıkları bu tehlikeli oyunun risklerinin tamamen farkında olduklarını belirtmektedir:
“Taşnakların (Paris’te mukim) önde gelen propagandacı ve personel alım sorumlularından biri olan Aram Turabian açıkça şunları ifade etmiştir: Ermeni devrimciler ‘Türk yönetimi altındaki Ermeni bölgelerinin masum sakinlerini neye maruz bıraktıklarını çok iyi biliyorlardı; ancak bir halkın tarihinde öyle anlar vardır ki… geleceği korumak adına mevcut neslin bir kısmını feda etmek gerekir’.”
Ermeni komitelerinin Ruslar tarafından silahlandırılmasının gizli operasyonlar olması gerekiyordu, ancak bunları gizlemek zordu ve kısa süre sonra bu komitelerin faaliyetlerini vurgulayan istihbarat raporları Osmanlıya akmaya başlamıştır. Bu ise Doğu Anadolu’da tam bir kaosun ortaya çıkmasıyla ve sosyal düzenin çökmesiyle sonuçlanmıştır:
“Rus silahlarının herkes için erişilebilir olmasıyla birlikte Ermeni gerillalar Devlete saldırdı, Müslüman köylerini yağmalayıp katletti; devlete sözde sadık Kürt düzensiz birlikleri, Türk ve Kürt çeteleri ile Müslüman köylüler ise Ermeni yerleşimlerine baskınlar düzenleyip buralarda katliamlar yaptı.”
Savaş devam ettikçe ordular muharebelerde ilerleyip geri çekilmiş, bölge şiddet sarmalına girmiş ve sivil nüfus ağır kayıplar vermiştir. Ancak savaştan sonraki tutumlarının aksine, Ermeniler savaş sırasında üstlendikleri rolleri itiraf etme konusunda pek çekingen olmamıştır:
“Rusya’nın en yüksek tirajlı gazetelerinden biri olan Russkoe Slovo, 24 Ocak 1915 tarihinde Calkus adında Ermeni bir avukatın şu mektubunu yayımlamıştır: ‘Türkiye’nin gözünde… vatana ihanetten suçluyduk. Ermeniler bu ihaneti hiç uzatmadan itiraf etmektedirler. … Ermeni, Türkiye’ye karşı haindir çünkü Türkiye onun annesi değil, üvey annesidir. Giderek artan sayıda Ermeni, Rus ordusu saflarında gönüllü oluyor. Dünyanın dört bir yanından Rusya’ya akın ediyorlar… Onlar Rusya’ya ve Rusya’nın hedeflerine inanıyorlar.’ Rus Duması’nda Ermeni bir mebus olan Kadet Mikayel Papacanyan, 28 Ocak 1915’te Duma’da şunları söylemekteydi: ‘Türk Ermenistanı’nın Ermeni nüfusu, muzaffer [Rus] ordumuzu sevinçle karşıladı. Ermeniler ellerinden geldiğince ve her yerde yardım ettiler ve Ruslar için içten bir karşılama hazırladılar’.”
Benzer şekilde İtilaf Devletlerine de silahlı isyanlar yoluyla Kilikya’nın işgaline destek sözleri verilmiştir. Zeytun Ermenilerine ait heyetler, Boğos Nubar ve Taşnaklar bu tür bir girişim için İtilaf güçlerine ayrı ayrı başvurmuş ve nihayet Zeytun’da isyan başlatmışlardır; ancak İtilaf Devletleri Kilikya yerine Gelibolu’ya çıkarma yapmaya karar vermiştir.
Doğu Anadolu’da Ermeni isyancılar uzun bir zaman boyunca biriktirdikleri silah stoklarına sahip olduklarından iyi teçhiz edilmişlerdi. Van’da tam kontrolü sağlayacak örgütsel kapasiteye sahiplerdi ve diğer bölgelerden gelen takviyelerle daha da güçlenmişlerdi. Van İsyanında bu durum, “üç Osmanlı jandarma tümenini, Birinci Kuvve-i Seferiyeyi ve ağır silahlar kullanan Kürt milisleri bir ay boyunca meşgul etmelerini” sağlamıştır. Van’ı kontrol eden Ermeni komiteleri direnişleriyle destekledikleri ve müttefikleri olarak gördükleri Rus makamlarına hemen haberciler göndermişlerdir. “Zeytun’daki isyandan hemen sonra gerçekleşen Van isyanı, Rusya tarafından yönetilen genel bir Ermeni isyanının mevcut olduğu yönündeki Osmanlı algısını doğrular nitelikteydi.”
Orton; Osmanlı hükümetinin ancak birkaç cephede saldırı altında olduğu, “İmparatorluğun bekasının söz konusu olduğu ve işgalcilerin içeriden bir düşman devşirdiği” bir sırada aktif önlemler almaya karar vererek 24 Nisan’da Ermeni komite üyelerini tutukladığını ve 27 Mayıs’ta geçici sevk ve iskân kanununu çıkardığını belirterek makalesini sonlandırmaktadır.
Sonuç olarak Kyle Orton, Osmanlı Devleti’nin son on yılında Ermeni devrimci grupların rolü üzerine dengeli bir makale yazmıştır. Geleneksel Batı merkezli anlatıları genellikle bu devrimci grupların bölgedeki etnik gerilimlerin tırmanmasındaki rolünü ve daha da önemlisi, savaş sırasında karşılarına çıkan Müslüman nüfusa yönelik uyguladıkları kitlesel şiddeti küçümsemekte, görmezden gelmekte veya inkâr etmektedir. Sadece bu nedenden ötürü bile Orton’ın çalışması takdiri hak etmektedir.
*Resim: “Taşnak General Antranik” - Kaynak: Kyle Orton’ın Substack sayfası
[1] Kyle Orton, “The Armenian Revolutionary Movement in the Ottoman Empire Up to 1915”, It Can Always Get Worse - Substack page by Kyle Orton, April 1, 2026, https://www.kyleorton.com/p/the-armenian-revolutionary-movement-in-the-ottoman-empire-up-to-1915
© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır
Henüz Yorum Yapılmamış.
-
KİTAP ANALİZİ: ERMENİSTAN’DAKİ KATLİAMLAR VE TÜRKLER
AVİM 01.06.2015 -
NEMESİS OPERASYONU, ASALA CİNAYETLERİ VE HOCALI KATLİAMINDAN BUGÜNKÜ “ERMENİ DÜŞMANLIĞI” UYDURMASINA UZANAN ERMENİ YOLCULUĞU
AVİM 13.03.2019 -
JUSTIN MCCARTHY’NİN “TÜRKLER VE ERMENİLER: MİLLİYETÇİLİK VE OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA ÇATIŞMA” KİTABININ BÖLÜM BÖLÜM ÖZET VE ANALİZLERİ – 6
AVİM 20.11.2015 -
AB’NİN TÜRKİYE’YE KARŞI BİTMEK BİLMEYEN ÖN YARGISI VE KARŞITLIĞI ORTAYA ÇIKTI
AVİM 25.09.2020 -
OSMANLI ERMENİ NÜFUSU HAKKINDA İSTATİSTİKİ BİLGİLER VE YABANCI KAYNAKLAR
AVİM 15.10.2021
-
BİR CEZALANDIRMA YÖNTEMİ OLARAK SOYKIRIM SUÇLAMASI - II
Mehmet Oğuzhan TULUN 05.11.2019 -
JUSTIN MCCARTHY’NİN “TÜRKLER VE ERMENİLER: MİLLİYETÇİLİK VE OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA ÇATIŞMA” KİTABININ BÖLÜM BÖLÜM ÖZET VE ANALİZLERİ - 1
Ekin GÜNAYSU 26.10.2015 -
İRAN NÜKLEER ANLAŞMASI KRİZİ DÖNEMİNDE NSYÖA’NIN TÜRKİYE İÇİN ANLAMI
Mehmet Oğuzhan TULUN-Teoman Ertuğrul TULUN 29.05.2018 -
TÜRKİYE’NİN BÖLGESEL ENERJİ MERKEZİ OLMA HEDEFİ DOĞRULTUSUNDAKİ GELİŞMELER
Bekir Caner ŞAFAK 21.02.2025 -
JUSTIN MCCARTHY’NİN “TÜRKLER VE ERMENİLER: MİLLİYETÇİLİK VE OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA ÇATIŞMA” KİTABININ BÖLÜM BÖLÜM ÖZET VE ANALİZLERİ - 7
Hazel ÇAĞAN ELBİR 24.11.2015
-
25.01.2016
THE ARMENIAN QUESTION - BASIC KNOWLEDGE AND DOCUMENTATION -
12.06.2024
THE TRUTH WILL OUT -
27.03.2023
RADİKAL ERMENİ UNSURLARCA GERÇEKLEŞTİRİLEN MEZALİMLER VE VANDALİZM -
17.03.2023
PATRIOTISM PERVERTED -
23.02.2023
MEN ARE LIKE THAT -
03.02.2023
BAKÜ-TİFLİS-CEYHAN BORU HATTININ YAŞANAN TARİHİ -
16.12.2022
INTERNATIONAL SCHOLARS ON THE EVENTS OF 1915 -
07.12.2022
FAKE PHOTOS AND THE ARMENIAN PROPAGANDA -
07.12.2022
ERMENİ PROPAGANDASI VE SAHTE RESİMLER -
01.01.2022
A Letter From Japan - Strategically Mum: The Silence of the Armenians -
01.01.2022
Japonya'dan Bir Mektup - Stratejik Suskunluk: Ermenilerin Sessizliği -
03.06.2020
Anastas Mikoyan: Confessions of an Armenian Bolshevik -
08.04.2020
Sovyet Sonrası Ukrayna’da Devlet, Toplum ve Siyaset - Değişen Dinamikler, Dönüşen Kimlikler -
12.06.2018
Ermeni Sorunuyla İlgili İngiliz Belgeleri (1912-1923) - British Documents on Armenian Question (1912-1923) -
02.12.2016
Turkish-Russian Academics: A Historical Study on the Caucasus -
01.07.2016
Gürcistan'daki Müslüman Topluluklar: Azınlık Hakları, Kimlik, Siyaset -
10.03.2016
Armenian Diaspora: Diaspora, State and the Imagination of the Republic of Armenia -
24.01.2016
ERMENİ SORUNU - TEMEL BİLGİ VE BELGELER (2. BASKI)
-
AVİM Konferans Salonu 06.04.2026
“TÜRKİYE–GÜRCİSTAN İLİŞKİLERİ: STRATEJİK ORTAKLIK, BÖLGESEL BAĞLANTISALLIK VE ÇOK KATMANLI KURUMSAL İŞ BİRLİĞİ” BAŞLIKLI KONFERANS
