Geçtiğimiz günlerde ABD Başkan Yardımcısı JD Vance Ermenistan ve Azerbaycan’a bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Söz konusu gezinin, Vaşington tarafından bu ülkelere yapılan en üst düzey temas olması ve 2017’de dönemin Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Gürcistan ziyareti sonrasında bölgeye yapılan en üst düzey temas olarak kayda geçmesi, ABD’nin Güney Kafkasya’ya artan ilgisinin somut bir göstergesi olmuştur. [1]
Ziyaret, Güney Kafkasya’da jeopolitik yapının yeniden şekillendiği bir döneme denk gelmesi bakımından dikkat çekicidir. Rusya’nın bölgesel nüfuzundaki aşınma ve İran’a yönelik çevreleme stratejilerinin hız kazanması, Avrasya’daki güç dağılımını yeniden tanımlarken; Vaşington’ın bu dönüşüm sürecinde Güney Kafkasya’ya yönelik ilgisini artırdığı görülmektedir. Bu çerçevede söz konusu ziyaret, sadece diplomatik bir temas olmanın ötesinde, ABD’nin bölgeyi yeni jeopolitik denklem içinde yeniden konumlandırma ve barış sonrası oluşan siyasal mimaride daha belirleyici bir rol üstlenme arayışının göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Vance’ın ziyaretinde öne çıkan önemli unsurlardan biri, ABD’nin bölgeye yönelik yaklaşımının belirgin biçimde ekonomi ve enerji faaliyetleri alanlarında yoğunlaştırılmasıdır. Ermenistan’da yapılan temaslarda, özellikle nükleer enerji alanında planlanan işbirliği dikkat çekmiştir. Vance’ın, söz konusu projelerin ABD’den 9 milyar dolara kadar yatırım içerebileceğini belirtmesi ve bunu “klasik bir kazan-kazan” olarak tanımlaması,[2]Vaşington’un Erivan’ı yalnızca siyasi olarak değil ekonomik olarak da Batı sistemine entegre etme çabasını da ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bu ziyaret Ermenistan’da enerji bağımlılığını çeşitlendirme ve Rusya’nın etkisini dengeleme stratejisinin de bir göstergesi olmuştur.
Ermenistan ziyaretinin ardından Bakü’ye giden Vance, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile ABD–Azerbaycan Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştır. Ekonomik, güvenlik, enerji, teknoloji vb. alanları kapsayan metin, iki ülke ilişkilerinin yeni bir aşamaya geçtiğini göstermektedir.
Azerbaycan’ın doğal gazının Avrupa enerji güvenliğine katkısı özellikle vurgulanırken, ABD’nin bölgeyle güvenlik işbirliğini derinleştirme taahhüdü, bölgede yalnızca ekonomik değil jeopolitik alanda da ABD etkisinin artacağını göstermektedir. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’nın enerji çeşitlendirme arayışında Azerbaycan’ın rolü artmıştır. Vaşington’da da bu süreci destekleyerek hem Avrupa’nın enerji güvenliğini güçlendirmeyi hem de Rusya’nın enerji kozunu zayıflatmayı hedeflediği görülmektedir.
JD Vance’ın Ermenistan ve Azerbaycan ziyareti, Güney Kafkasya’da ABD’nin artan bağlantısının sembolik ve stratejik bir göstergesidir. Ekonomik yatırımlar, enerji işbirliği ve güvenlik alanındaki derinleşme; Vaşington’un bölgeyi uzun vadeli ekonomik ve jeopolitik yatırım alanı olarak gördüğünü de göstermektedir. Dolayısıyla bu durum, bölgenin artık sadece yerel aktörlerin değil küresel aktörlerin rekabetlerinin de önemli sahalarından biri olmaya devam edeceğini göstermektedir. Ziyaretin her üç ülke için en önde gelen gündemi ise kuşkusuz TRIPP olmuş, taraflarca bu koridora tam destek ifade edilmiştir.
Vance’ın ziyaretinde en dikkat çekici gelişme, sosyal medya platformu X’te Ermeni iddia ve söylemini yansıtan ve kısa süre sonra sildiği paylaşımı olmuştur. Bu paylaşımın silinmesi, Ermeni diasporası tarafından yoğun tepkiyle karşılanmış ve bazı çevrelerde, 2028 seçimlerinde hiçbir Ermeni-Amerikalının Vance’e oy vermemesi gerektiği çağrısı yapılmıştır[3]
Geçtiğimiz günlerde diaspora ve ev sahibi ülkenin çelişen çıkarlarına dair bir yazı yayımlamıştık;[4] ABD ülkesini farklı etnik, dini ve kültürel kökenlerden gelen toplulukların ortak bir ulusal kimlik çatısı altında bütünleştiği bir “eritme potası” olarak değerlendirmektedir. Ancak diaspora topluluklarının dış politika süreçlerine yönelik örgütlü ve zaman zaman güçlü müdahaleleri, bu bütünleşme anlatısıyla çelişmektedir. Özellikle diaspora gruplarının anavatan odaklı siyasal stratejileri, kimlik temelli aidiyetlerin ulusal kimliğin önüne geçebildiğini ve bu nedenle dış politika kararlarının baskılar altında şekillenebileceğini göstermektedir.
Sonuç olarak, JD Vance’ın Ermenistan ve Azerbaycan ziyareti, ABD’nin Güney Kafkasya’ya artan ilgisinin hem ekonomik hem de jeopolitik boyutlarını açıkça ortaya koymaktadır. Enerji yatırımları, güvenlik işbirlikleri ve ekonomik projeler, Vaşington’un bölgeyi uzun vadeli bir stratejik öncelik olarak gördüğünü göstermektedir. Öte yandan, Vance’ın sosyal medyadaki paylaşımı ve diasporanın tepkisi, ABD iç siyasetinin ve diaspora aktörlerinin dış politika kararları üzerindeki etkisini gözler önüne sermektedir. Bu durum, küresel aktörlerin bölgedeki politikalarını şekillendirirken yalnızca devletlerarası dengeleri değil, aynı zamanda ulusal kimlik ve diaspora hassasiyetlerini de dikkate almak zorunda olduklarını göstermektedir. Dolayısıyla Güney Kafkasya, hem bölgesel aktörler hem de küresel güçler için çok katmanlı bir diplomatik ve stratejik alan olarak duyarlılığını korumaya devam etmektedir.
© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır