“KIZIL ELMA”YI NASIL ANLAMALIYIZ?
Yorum No : 2021 / 50
17.09.2021
5 dk okuma

Genel olarak kabul edilen tanıma göre bir hedef ve amacı simgeleyen kızıl elma, ilk olarak Orta Asya’da Türklerin arasında doğan, Osmanlılar döneminde tarihe ve edebiyata dahil edilmiş olan ve sembolik olarak Türk devletleri için fetih ve hâkimiyet anlayışını temsil eden bir imge olarak ortaya çıkmıştır. Kızıl elma ülküsü, Türk milliyetçiliğinin doğuşunda aktif rol almış olan Ziya Gökalp ile ayrı bir boyuta taşınmıştır. Gökalp’in yayımlanma tarihi İkinci Meşrutiyet dönemine denk gelen aynı adlı eseri ‘Kızıl Elma’ 1908 Devrimi’nden sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin iktidarında yükselen Müslüman-Türk milliyetçiliğinin bir kolu olan Turan ülküsü ile ilişkilidir. İmge aynı zamanda Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı’nda kötümserliğe bürünen milliyetçilerin ruh halini yansıtmak için kullanılmıştır.[1] Peki günümüzde bu kavrama neden başvuruluyor?

2018 yılında, Suriye’nin Afrin kentine yönelik düzenlenen Zeytin Dalı Harekatı’nda bulunan bir Türk asker, kendisine yöneltilen “İstikamet neresi?” sorusuna “Kızıl Elma” yanıtını vermişti. O zamanlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da askerin sözlerine atıf yaparak “Bir kızıl elmamız var. Biz o hedefe doğru gidiyoruz” demişti. Kızıl elma kavramının kullanılmasının hangi amaca yönelik olduğu konusunda o günlerde çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Daha sonra devlet yetkililerinden bu kavramın günümüzde “Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarıyla beraber barış, huzur, refah içerisinde ve bağımsız bir şekilde yaşamasının hedef” olarak algılanması gerektiği hakkında yorumlar yapılmıştır.

“Hedefimiz Kızıl Elma” sloganı, II. Abdülhamid’i konu alan ‘Payitaht Abdülhamid’ adlı tarihi dizide de yer alınca halkta kolektif bir bilinç oluşturulduğuna dair söylentiler ortaya çıkmıştır.[2] 2020 yılına gelindiğinde kızıl elma kavramının bu kez Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın hazırladığı bir video klipte ortaya çıkması yeniden tartışmaları gündeme getirmiştir.[3] Bu kavramın son yıllarda fazlasıyla dile getirilmesinin ardından kavramın kendisinin Türk-İslam odağı ve yayılmacı amaçlar arasında paralellik kuran düşünceler ortaya çıkmıştır.[4] Kızıl elma imgesinin kullanılmasını tartışmalı hale getiren asıl nokta Türkiye Cumhuriyeti’nin, özellikle Azerbaycan ve Orta Asya cumhuriyetleri ile ilişkisini geliştirmesinin bu sembol ile birlikte yayılmacı emellere bağlanması olmuştur.

2020 Dağlık Karabağ Savaşı esnasında ve sonrasında Türkiye’nin Karabağ ile ilgili olarak Azerbaycan’a sunduğu yardım ve destekler, kimi taraflarca kızıl elma imgesi ile örtüşen ideolojik bir yayılma olarak değerlendirilmiştir. Pek çok tarihi ve kültürel ortak değeri paylaşan Türkiye ile Azerbaycan arasında da yıllardır süregelen dostane ilişkiler, Karabağ Savaşı’nda Türkiye’nin Azerbaycan’a olan desteğini açıklamak noktasında yeterli olacaktır. Türkiye’nin Orta Asya cumhuriyetleri ile ilişkilerini inceleyecek olursak özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından düşen demir perde ve Orta Asya Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını elde etmeleri Türkiye’nin bu coğrafyadaki devletlerle bağ kurmasını sağlamış ve ilişkileri geliştirmenin yolunu açmıştır. Dolayısıyla Türkiye’nin bahsedilen devletlerle ilişkilerini geliştirme odaklı olarak yürüttüğü stratejileri yayılmacı bir ideoloji ile birleştirerek kızıl elma imgesine bağlamak yanlıştır. Asıl sorulacak soru, Türkiye’nin ortak değerler paylaştığı ve kültürel bağlara sahip olduğu Orta Asya Cumhuriyetleri ile ilişkilerini ve iş birliğini geliştirmesinin neden doğal bir süreç olarak algılanmadığıdır. Daha önce yayınlanan bir yazımızda[5] Fransız Kültür Enstitüsünün ve Alman Goethe Enstitüsünün ortaklaşa Balkanlarda ve Irak’ta açtığı merkezlerden bahsetmiştik. Avrupa çaplı bir ortak kültür kuruluşu zaten varken kültürel alanda iş birliği adı altında açılan ancak bir dış politika aracı olarak kullanılan bu ortak girişim hakkında herhangi bir sorgulama yapılmazken, Türkiye’nin ortak pek çok değer paylaştığı Azerbaycan ve Orta Asya cumhuriyetleri ile ilişkilerini sorgulamak ve bunu yayılmacı bir politikaya bağlamak tutarlı olmamaktadır.

Osmanlı döneminde kızıl elma, imparatorluğun batılı ülkelere karşı genişlemesinin bir simgesi olarak kullanılsa da, bu imge her dönemin kültürü ve şartlarına göre şekillenmektedir. Bu kavramı yayılmacı bir politika bağlamında algılamak yerine, Türkiye’nin çevre ülkelerle geliştirmekte olduğu ilişkileri tarihsel ve doğal bir sürecin parçası olarak görmek gerekmektedir.

 

*Fotoğraf: https://www.haberturk.com/kizil-elma-ulkusu-nedir-tdk-kizilelma-anlami-1806726

 


[1] Mahmut Hamsici, “Kızıl elma: Kavramın anlamı nedir? İktidar kızıl elma söylemine neden başvurdu?”, BBC Türkçe, 28 Ağustos 2020, https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-53944335

[2] Bulat Nogmanov, “Erdoğan bites a piece of ‘red apple’”, Realnoe Vremya, 24 Kasım 2020, https://realnoevremya.com/articles/4978-the-red-apple-is-a-model-of-turkish-nationalism

[3] “İletişim Başkanlığı Malazgirt Zaferi’nin 949. yıl dönümü dolayısıyla “Kızıl Elma” marşı hazırladı”, T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, 24 Ağustos 2020, https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/iletisim-baskanligi-malazgirt-zaferinin-949-yildonumu-dolayisiyla-kizil-elma-marsi-hazirladi

[4] Nogmanov, “Erdoğan bites a piece of ‘red apple’”.

[5]Teoman Ertuğrul Tolun, “German-French Joint Cultural Institutes: Transformation Of The “Civilizing” Mission Of West European Colonialism”, Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM), 26 Şubat 2019, https://avim.org.tr/en/Analiz/GERMAN-FRENCH-JOINT-CULTURAL-INSTITUTES-TRANSFORMATION-OF-THE-CIVILIZING-MISSION-OF-WEST-EUROPEAN-COLONIALISM


© 2009-2021 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.