TAŞNAK ERMENİ DEVRİMCİ FEDERASYONU’NUN SON AÇIKLAMASI VE MAĞDURİYET SİYASETİNİN GÜNCEL BİR ÖRNEĞİ
Yorum No : 2026 / 77
23.07.2026
4 dk okuma

Ermeni Devrimci Federasyonu’nun (EDF) 9 Temmuz 2026 tarihinde yayınlanan bir bildirisinde, Güney Kafkasya’da barış ve istikrarı hedef alan ötekileştirici söylemlerini ele aldığımız bir değerlendirme yayımlamıştık.[1] Ermenistan yönetimine muhalefetin öncülüğünü ve temsilciliğini üstlenme çabasında olan bu sicili karanlık örgütün 22 Temmuz 2026 tarihinde yayınlanan yeni açıklaması yine yalnızca Ermenistan’daki siyasi gelişmelere ilişkin tutumunu değil, aynı zamanda demokratik meşruiyet, hukuk devleti ve siyasi sorumluluk kavramlarına yaklaşımını da gözler önüne sermektedir.[2] EDF’nin açıklaması ilk bakışta hukukun üstünlüğünü savunan bir metin izlenimi vermek istese de, yakından incelendiğinde süregelen Taşnak siyasi çizgisine uygun olarak mağduriyet söylemini merkeze alan, siyasi kutuplaşmayı besleyen ve siyasi çıkarlarıyla örtüşmeyen hukuki süreçleri peşinen siyasi baskı olarak nitelendiren bir söylem inşa etmektedir.

EDF’nin bugüne kadar benimsediği siyasi çizgi göz önünde bulundurulduğunda esasen söz konusu açıklama büyük ölçüde beklenen bir nitelik taşımakla birlikte yine de açıklamada incelenmesi gereken birkaç husus bulunmaktadır. Açıklamada Ermenistan’daki mevcut hükümet sistematik biçimde “gayrimeşru”, “baskıcı” vb. ifadelerle tanımlanmaktadır. Ne var ki demokratik sistemlerde seçim sonuçları ve anayasal süreçler meşruiyetin belirlenmesinde önemli bir etkendir. O sebeple özellikle siyasi çizgisi ve geçmişi açıkça belli olan Taşnaksutyun temelli EDF gibi bir örgütün, seçimlerden henüz güven tazeleyerek çıkmış bir hükümeti “gayrimeşru” veya “meşruiyet krizi yaşayan bir rejim” olarak nitelendirmesi ve bu değerlendirmeyi tartışmasız bir gerçek gibi sunarak kamuoyunu yönlendirmeye çalışması, EDF’nin mağduriyet politikasıyla oldukça uyumlu görünmektedir.

Açıklamada dikkat çeken bir diğer nokta ise, yürütülen soruşturmaların tamamını peşinen “yasadışı” ilan etmesidir. Şayet siyasi parti bağışçıları hukuka aykırı biçimde soruşturuluyorsa, bunun değerlendirilmesi bağımsız yargının görevidir ve başvurulacak yer de yargı organlarıdır. Ancak herhangi bir yargı süreci tamamlanmadan bütün soruşturmaların “hukuksuz” ve “siyasi intikam” olarak tanımlanması, hukuk devletini savunmaktan ziyade yargı mekanizmasını siyasallaştırmaya çalışan bir yaklaşımın neticesidir.

Açıklamada uluslararası kuruluşlara, iktidarın uygulamalarına ilişkin değerlendirme yapılması amacıyla çağrı yapılmıştır. Uluslararası gözlem ve denetim mekanizmaları demokratik sistemlerin önemli unsurlarıdır. Ancak bu çağrıların yalnızca kendi siyasi tezlerini doğrulatmak üzere bir araç olarak kullanılması, uluslararası kurumların tarafsızlığına gölge düşürme riskini de taşımaktadır. Tabii bu durum yine EDF’nin siyasi çizgisi göz önünde bulundurulduğunda pek şaşırtıcı olmamaktadır. Zira söz konusu örgütün kendi politik çıkarları doğrultusunda hukuki süreçleri ve kuralları çarpıtma geleneği olduğu bilinen bir gerçektir.

EDF’nin mevcut Ermenistan hükümetini “neo-Bolşevizm” ile suçlaması da siyasi kavramların tarihi bağlamından koparılarak kullanılmasının bir başka örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira mevcut hükümet Rusya merkezli dış politika çizgisinden belirgin biçimde uzaklaşarak AB ve Batı kurumlarıyla ilişkileri güçlendirmeye çalışan, güvenlik alanında yeni arayışlara yönelen bir politika izlemektedir. Bununla birlikte geçmişten günümüze kadar Rusya ile daha yakın ilişkileri savunan, geleneksel güvenlik anlayışında Moskova’ya önemli rol veren bir siyasi çizgiye sahip olduğu bilinen EDF’nin, Batı ile ilişkileri aşikâr olan mevcut iktidarı “neo-Bolşevizm” kavramıyla hedef alması yine örgütün çelişkili politikalarının bir sonucudur.

Sonuç olarak, EDF’nin açıklaması hukukun üstünlüğünü savunduğunu iddia ederken hukuki süreçlerin sonucunu peşinen reddeden, siyasi çıkarlarını hukukun önüne koyan ve mağduriyet söylemini temel siyasi strateji olarak kullanan bir metin olmaktan öteye geçememiştir.  Ayrıca “neo-Bolşevizm” suçlaması, Ermenistan’ın son dönemde yöneldiği Batı merkezli dış politika çizgisiyle örtüşmediği gibi, EDF’nin günümüzde hangi tarafta olduğunu inkâr çabası olarak da karşımıza çıkmaktadır.

 

 


[1] Tuğçe Tecimer, “Taşnak Ermeni Devrimci Federasyonu’nun “Türkleştirme” Söylemi Çerçevesinde Ermenistan’da Kimlik Siyaseti ve Bölgesel Normalleşme Süreci”, AVİM, 17 Temmuz 2026,  https://avim.org.tr/tr/Yorum/TASNAK-ERMENI-DEVRIMCI-FEDERASYONU-NUN-TURKLESTIRME-SOYLEMI-CERCEVESINDE-ERMENISTAN-DA-KIMLIK-SIYASETI-VE-BOLGESEL-NORMALLESME-SURECI.

[2]“ARF Members, Supporters and Sympathizers Will Not Be Intimidated and Will Continue Their Struggle Against the Current Regime with Determination – Statement by the ARF Supreme Body of Armenia”, ARF,  22 Temmuz 2026, https://www.arfd.am/eng/news/8590/.


© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.