Geçtiğimiz günlerde, işgalden kurtarılan Karabağ’da kalmaya devam eden Ermenilerin de Ermenistan’a güvenli bir şekilde nakledildiğine dair haberler basında yer almıştır. Ermenistan yetkilileri tarafından yapılan açıklamalar ile sabit olan bu durum; Karabağ ve orada ikamet eden Ermeniler bakımından sürecin başından itibaren sürekli dezenformasyon ve propaganda çalışmalarında bulunan gruplar tarafından yine özünden saptırılmıştır.
Bilindiği üzere Azerbaycan bölgeyi işgalde kurtarması sonrası Karabağ’da yaşayan Ermenilere tercih hakkı sunmuş, genel tercih Azerbaycan yönetiminde kalmak yerine Ermenistan’a dönme yönünde ortaya çıkmıştır. Ermenistan’a gruplar halinde nakledilen Ermenilere başlarda barınma yardımı sağlanmış, daha sonra bu yardım kesintiye uğramıştır. Süreç içerisinde Ermenilerin ülkelerine dönüşleri hem Azerbaycan hem de Ermenistan yetkililerinin gözetim ve korumaları altında gerçekleştirilmiştir. Öyle ki, Azerbaycanlı yetkililer bölgedeki Ermenilere gıda ve su yardımında bulunmuş, geçişlerdeki askeri güvenliğin de garantörü konumuna gelmiştir.[1] Günümüzde Karabağ’da kalmayı tercih etmeyen Ermenilerin ülkelerine dönüşleri basına yansıyan son haberler ışığında tamamlanmış görünmektedir.
Ermenistan Çalışma Bakanı ve Sağlık Bakanı nakil işleminin gerçekleştirilmesi sonrası ayrı ayrı açıklamalarda bulunmuştur. Çalışma Bakanı Arsen Torosyan, “kendi istekleri doğrultusunda” 11 Ermeninin (1’i Rus vatandaşı olmak üzere) Ermenistan’a yerleştirildiğini ifade etmiştir. Torosyan açıklamasında söz konusu Ermenilerin yetkili Azerbaycan ve Ermenistan organlarına başvuruda bulunarak ülkelerine dönmek istediklerini beyan ettiklerini ve bu naklin de başvurunun bir sonucu olduğunu vurgulamıştır.[2] Çalışma Bakanı’nın açıklamasını takip eden saatlerde Sağlık Bakanı Anahit Avanesyan da konuyla ilgili bir demeç vermiştir. İlgili demeçte Bakan, nakledilen Ermenilerin sağlık durumlarıyla ilgili inceleme yapıldığını ve daha detaylı bir inceleme için hastaneye sevk edilen bir vatandaş dışında herkesin sağlık durumunun gayet iyi olduğunu ifade etmiştir.[3]
Görüldüğü üzere Karabağ’da ikamet eden Ermenilerin nakli, sürecin tamamında olduğu gibi, her iki tarafında gözetim ve güvenliği altında gerçekleşmiştir. Ermeniler ülkelerine dönmek için bizzat yetkililere başvuruda bulunmuş ve bu sebeple nakil gerçekleşmiştir. Nakledilen Ermenilerin sağlık durumları gayet iyi olup, tarafların iş birliği sayesinde Ermenilerin ülkelerine yerleştirilmeleri süreci sorunsuz bir şekilde nihayete erdirilmiştir.
Azerbaycan ve Ermenistan’ın bölgedeki iş birliği ve ikili ilişkilerinin gelişiminden rahatsızlık duyan diaspora uzuvları, bu kez de nakil sürecini sorun haline getirmiş ve resmi açıklamalar ile taban tabana zıt olgular üzerinden yıkıcı propaganda yapmaya başlamıştır. Bu kesimler, Ermenistan’a yerleştirilen vatandaşların zorla göç ettirildiğini ve bu kişilerin sağlık durumunun iyi olmadığını belirten açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu açıklamalara ilaveten nakil esnasında Ermenilerin kendi aralarında ve yetkililerle gerçekleştirdikleri iddia edilen gerçek dışı ve propaganda amaçlı diyaloglar da ilgili açıklamalara da yer verilmiştir. Açıklamada Azerbaycan tarafından işgalden kurtarılan Karabağ bölgesinde yalnızca birkaç kişinin kalmayı tercih ettiğinin kabullenildiği göz önünde bulundurulduğunda, açıklamanın kendi paragraflarında dahi büyük çelişkiler olduğu aşikârdır.[4]
Kendini barış aktivisti olarak tanımlayan açıklama sahipleri, kendi içinde tutarsız ve gerçeğe aykırı beyanları ile bir kez daha niyetlerini belli etmişlerdir. Ermenistan’ın üst düzey yetkililerinden gelen son açıklamalar ve süreç boyunca taraflarca verilen demeçler göz ardı edilmiş; somut gerçekler saptırılmış ve doğru olmadığı sürece dâhil olan bütün aktörlerce defaatle belirtilmiş bir anlatı ortaya çıkartılmıştır. Belirmek gerekir ki bütün bu dezenformasyon çabaları, daha önceki yazılarımızda ele aldığımız barış karşıtı, bölgede refah ve istikrarı baltalamak isteyen üçüncü taraflar ve diasporanın klasik tavrının bir örneğidir.
Sonuç olarak Karabağ’da ikamet eden Ermeniler kendi başvuruları doğrultusunda Ermenistan’a yerleştirilmiş ve nakil süreci suhuletle sona ermiştir. Süreç boyunca taraflarca herhangi bir şikâyete rastlanmadığı gibi naklin isteğe bağlı olduğu da her fırsatta vurgulanmıştır. Propaganda amacıyla oluşturulan söz konusu anlatılar günümüzde geçerliliğini yitirmiş durumdadır, istenen sonuçlar ortaya çıkmadığı gibi artık bu tür dezenformasyonlar belirli kesimler haricinde destek görmemektedir. Taraflar arasındaki ilişkileri ve nakil sürecinin hukuka uygunluğunu zedelemek, saptırmak isteyen bu tür açıklamalar daha önceki tutarsız iddialara ve propagandaya da ışık tutmaktadır.
© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır