Senad SEVDİK 26.02.2021

    Senad SEVDİK Misafir Araştırmacı, Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM)   Giriş Tarihsel olarak, Ragusa/Dubrovnik Cumhuriyeti, iki deniz kıyı bölgesi olan, Neum-Klek yarımadasını ve Sutorina’yı Osmanlı İmparatorluğuna, Karlofça Antlaşması ile 1699 yılında terk etmiştir. Dubrovnik Cumhuriyeti’nin, Neum ve Sutorina’yı tampon bölge olarak Osmanlı’ya terk etmek istemesinin sebebi, Venedik Cumhuriyeti’nin kendisine karadan yöneltebileceği saldırıları önlemektir.[1] Bununla birlikte, günümüzde Bosna-Hersek (BH) topraklarının denize tek çıkış noktası olması nedeniyle Neum kenti, önemli olma konumunu sürdürmektedir. Son zamanlarda gündeme gelen Pelješac Köprü projesi, Bosna-Hersek’in hukuki hakkı olan, açık denizlere erişim hakkını tehdit etmektedir. Pelješac Köprüsüyle, Hırvatistan Cumhuriyeti’nin ve aynı zamanda Avrupa Birliği’nin toprak bütünlüğünün sağlanması ve Dubrovnik-Neretva bölgesinin Hırvatistan’ın anakarasıyla ...

    Senad SEVDİK 22.02.2021

    Senad SEVDİK Scholar in Residence, Center for Eurasian Studies (AVİM)   Introduction Historically, the Republic of Ragusa/Dubrovnik ceded Neum-Klek peninsula and Sutorina coast areas to the Ottoman Empire in the Treaty of Karlovci of 1699.[1] However, only Neum town is still under the territory of BiH in our present time. Nowadays, the Pelješac bridge project threatens the legal rights of Bosnia and Herzegovina’s (BiH) access to open seas. The Pelješac bridge aims to achieve the Republic of Croatia and the European Union’s territorial continuity by connecting the Dubrovnik-Neretva county with the remainder of the Croatian mainland.[2] Both Croatia and BiH failed to ratify the ...

     
    Tugay ULUÇEVİK 19.02.2021

    Tugay ULUÇEVİK*   Doğu Akdeniz havzasına istikrarlı barış ve güvenlik açısından baktığımız zaman, 1954-1960 ve 1964-1974 dönemlerinde “kaynar kazan” veya “barut fıçısı” olarak nitelendirilen Kıbrıs adasının, 1974 yaz aylarından sonra 46 yıldır sakin bir ada görünümüne büründüğünü görmekteyiz. Birlemiş Milletler Genel Sekreteri (BMGS) yayınladığı raporlarında Ada’da askerî durumun “sakin” olduğunu bildirmektedir. “1974’ten itibaren çatışmaların yeniden başlamamış olması Kıbrıs için bir talihtir” demektedir. Ada’da son 46 yıldır süren askerî çatışmasızlık ve sükûnet ortamının iki temel sebebi vardır: Birincisi, Türkiye’nin 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra Ada’da nüfus bakımından üstün olan tarafı, diğer tarafa karşı askerî güç kullanmaktan caydıran bir askeri kuvvet dengesinin oluşmuş bulunmasıdır. İkincisi de, 1974’ten sonra ...

    Edward J. ERICKSON 15.02.2021

    Journal of Military and Strategic Studies (No. 2, Vol. 20, 2021) Edward J. Erickson*   Introduction Unlike the British or the Americans, the Turks do not officially designate or name military campaigns in their official histories. This article presents the author’s appraisal of which operations might be considered as the Ottoman army’s campaigns in the First World War. The Ottomans fought a large number of operations and battles in the war but an analysis of these in terms of defining them at the operational level is absent from the extant historiography. Reframing the Ottoman army’s performance through campaigns at the operational level of war allows ...

     
    Ö. Faruk LOĞOĞLU 11.02.2021

    Cumhuriyet (10 Şubat 2021) Ö. Faruk LOĞOĞLU*   Başkan Biden yönetiminde Türk-Amerikan ilişkilerinin gündemindeki ikili, bölgesel ve küresel sorunları görüşmeye başlayabilmenin önkoşulunun S-400/F-35 sorun yumağıyla bağlı olduğu görünmektedir. Zira Amerika’nın inatçı ve ısrarlı duruşu ışığında S-400/F-35 meselesi halledilmeden ikili ve bölgesel sorunlardan oluşan çetrefil gündeme geçmek dahi pek mümkün gözükmemektedir. Bu önkoşul aşılabildiği takdirde gündemdeki diğer konularda iyiye doğru mesafe almak zor da olsa mümkündür. Buna mukabil Ermeni soykırımı iddiaları konusu ise ilişkilerimizi daha derin ve kalıcı bir çıkmaza sürükleyebilecek potansiyele sahiptir. Soykırım iddialarının Biden tarafından resmen tanınması, ABD’de aleyhimize ciddi hukuki ve mali sonuçlara yol açabileceği için ilişkilerimizi onarılması güç ağır yıkıma uğratabilecektir.   HEPSİ DESTEKLEDİ Bu itibarla soykırım iddialarını anma ...

    Jayson CASPER 10.02.2021

    Christianity Today (5 January 2021) Interview by: Jayson Casper Answers by: Archbishop Vladyka Alexander    In exclusive interview, head of Russian Orthodox Church in Baku invites defeated Armenians into economic cooperation after Nagorno-Karabakh conflict and laments lost ethnic fraternity. The saying is clear: To the victor go the spoils. And morally, with them comes the burden of peace. In November, Christian-heritage Armenia surrendered to Muslim-majority Azerbaijani forces besieging the Caucasus mountain area of Nagorno-Karabakh. The ceasefire agreement ended a six-week war that cost each side roughly 3,000 soldiers and left unsettled the final status of the Armenian-populated enclave they call Artsakh. Azerbaijan, however, recovered the rest of its internationally recognized territory, including the ...

     
    Tugay ULUÇEVİK 03.02.2021

    Tugay ULUÇEVİK*   Basın Toplantısı Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri (BMGS) António Guterres 28 Ocak 2021 günü New York’ta BM Merkezi’nde basın toplantısı düzenlemiştir.[1] BM’nin gündemindeki ve ilgi alanındaki uluslararası konular hakkında görüşlerini açıklamış, soruları cevaplandırmıştır. Toplantıda bir Türk basın mensubu da Kıbrıs konusunda soru yöneltmiştir.   Soru “Sayın Genel Sekreter, ben Türk Haber Ajansı Anadolu’dan Betül YÜRÜK. Kıbrıslı Türk liderle birkaç gün önceki telefon görüşmenizden ve Güvenlik Konseyi'ne sunduğunuz son rapordan ve iki tarafı bir araya getirme niyetinizden sonra, bu iki lider arasında ne zaman ve nerede bir toplantı yapmayı plânlıyorsunuz? Ve aynı konunun devamı olarak, yeni seçilen Kıbrıslı Türk lider, alıntı yapıyorum, "Kendi devletimizi hak ediyoruz" diyor. ...

    Ömer ZEYTİNOĞLU 22.01.2021

    Ömer ZEYTİNOĞLU*   Introduction The new US President Joe Biden’s nomination of Deb Haaland, member of the House of Representatives as candidate to the Secretary of the Interior in the context of the efforts to form the new Cabinet received significant reactions. The reason behind this is the fact that Haaland is of Native American descent and for the first time in US political history, a woman is nominated as candidate to a federal post such as internal affairs, which is instrumental and influential on affairs regarding indigenous people. The leaders of indigenous tribes, groups supporting the rights of Native Americans and many members ...

     
    Ömer ZEYTİNOĞLU 12.01.2021

    Ömer ZEYTİNOĞLU*   Giriş Yeni ABD Başkanı Joe Biden’ın, Bakanlar Kurulu oluşturma çalışmaları bağlamında, Temsilciler Meclisi üyesi Deb Haaland’ı İçişleri Bakanlığına aday göstermesi büyük yankı uyandırmıştır. Bunun sebebi, Haaland’ın Amerikan Yerlisi (Kızılderili) kökenli olması ve bir kadın olarak ABD siyasi tarihinde ilk defa içişleri gibi yerli kabilelerle de ilgili işlerde etkili ve ağırlığı olan bir federal göreve aday gösterilmesidir. Yerli kabilelerin liderleri, Kızılderili haklarını savunan çevreler ve çok sayıda Demokrat Partili Kongre üyesi bu adaylığı büyük bir memnuniyetle karşılamış, “Amerikan toplumu bu ülkede yerli bir halkın da yaşadığı gerçeğini görmüş olacak” şeklinde ifadelerde bulunulmuştur. Ancak Haaland’ın İçişleri Bakanlığına seçilmesinin, Demokrat Partinin ABD Temsilciler Meclisinde ...

    Nune HAKHVERDYAN 05.01.2021

    Media.am (7 Aralık 2020) Mülakatı yapan: Nune HAKHVERDYAN Cevaplayan: Arman GRIGORYAN   Yenilgi, on yıllar boyunca zihinlerimizde koruyucu bir kalkan olarak kalmış, ancak gerçekte bir tuzak olan; denizden denize Ermenistan ile başlayıp, anavatan sloganı ile sona eren hayali istekler ve milliyetçi metinleri yeniden yorumlamaya yardımcı olabilecek bir unsur olabilir. Ancak ABD’nin Lehigh Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan siyaset bilimci Arman Grigoryan bu konuda pek iyimser düşünmüyor. Kendisi bu ağır yenilgiden sonra bile mitlerin tesirinde kalarak vaktimizi ve kaynaklarımızı israf edeceğimizi düşünüyor. Kendisi “neo-muhafazakarlığın” ve Ermeniciliğin bütün alanları işgal ederek entelektüel sahayı saptırdığı konusunda ikna olmuş durumda. Ve ona göre, gücün en yüksek kademelerindekiler dahil olmak üzere, birçok ...

     
    Nune HAKHVERDYAN 05.01.2021

    Media.am (7 December 2020) Interview by: Nune HAKHVERDYAN Answers by: Arman GRIGORYAN   Defeat can be a stimulus for development that will help to reinterpret the mythical wishes and nationalist texts that have hung over our heads for decades as a protective shield, but in reality as a trap (starting from a sea to sea Armenia, ending with the motto of the homeland). Political scientist Arman Grigoryan, a lecturer at Lehigh University in the United States, is not so optimistic, he assumes that even after this brutal defeat we will waste time and resources, remaining in the arms of myths. He is convinced that “neoconservatism” and ...

    Ömer ZEYTİNOĞLU 24.12.2020

    Ömer ZEYTİNOĞLU*   The French Senate, on 25 November 2020, and the National Assembly, on 3 December 2020, have each adopted a resolution requesting the French government to recognize the Upper Karabakh region of Azerbaijan, which has declared itself as an independent republic in the previous years and is governed by separatist Armenians. As it will be explained in the sections below, the case that needs to be highlighted is that the French government is clearly opposed to the request for the recognition of Upper Karabakh. Moreover, it is being stated that the resolutions are not binding. In the resolution of the Senate, the ...

     
    Ömer ZEYTİNOĞLU 07.12.2020

    Ömer ZEYTİNOĞLU*   Fransız Senatosu 25 Kasım 2020, Ulusal Meclisi ise 3 Aralık 2020 tarihlerinde, önceki yıllarda kendisini bağımsız cumhuriyet olarak ilan etmiş bulunan, ayrılıkçı Ermeniler tarafından yönetilen Azerbaycan’ın Yukarı Karabağ bölgesinin tanınmasını Hükümetten talep eden birer karar kabul etmiştir. Aşağıdaki bölümlerde ayrıntılı olarak belirtileceği üzere, işaret edilmesi gereken husus Hükümetin Yukarı Karabağ’ın tanınması talebine açıkça karşı olduğudur. Ayrıca kararların bağlayıcı olmadığı belirtilmektedir. Senatonun kararında, Türkiye’nin ve “paralı askerlerin” desteklediği Azerbaycan’ın askeri saldırıları kınanmakta, Azerbaycanlı kuvvetlerinin derhal geriye çekilmesi istenmekte ve Hükümet tarafından alınması gereken önlemlere yer verilmektedir. Kararda ayrıca, öncelikle sivil halka insani yardım yapılması, Fransa’nın eş-başkanı olduğu AGİT Minsk Grubunun faaliyetleri çerçevesinde, ...

    Şeyma Nazlı GÜRBÜZ 25.11.2020

    Daily Sabah (23 November 2020) Şeyma Nazlı GÜRBÜZ   Over the past few weeks, with the liberation of Nagorno-Karabakh from 30 long years of Armenian occupation, the feud between Baku and Yerevan entered a new, more constructive stage, signaling a fresh start for the region. Turkish and Russian troops have been deployed to the region to keep peace and security in the region. The deployment has provided a new space for Turkey and Russia to test their cooperation following their joint experience in Syria. According to experts, both Ankara and Moscow are well aware of each others' aims and security interests, enabling them ...

     
    Tugay ULUÇEVİK 19.11.2020

    Tugay ULUÇEVİK*   Giriş “Atatürk dönemi” 19 Mayıs 1919’dan 10 Kasım 1938’e kadar uzanan 19 yılı kapsamaktadır. O’na Atatürk soyadı TBMM tarafından 24 Kasım 1934 tarihinde verildi. İstiklâl Savaşımızı ve ilk 11 yılında da Devletimizi “Gazi Mustafa Kemâl” olarak yönetmişse de, ben sunumumda, başlangıçtan itibaren Büyük Önderimizin ismini Atatürk olarak zikredeceğim. Çünkü, ben O’nun Milletimiz için Atatürk olarak dünyaya geldiğine inanmaktayım. Takdimimde, Atatürk döneminde uygulanan dış politika konusunu üç ayrı devrede işlemeyi plânladım. Birinci devre, Millî Mücadele dönemi. İkincisi, Lozan Konferansı dönemi. Üçüncüsü de Türkiye Cumhuriyeti dönemi. Millî Mücadelemiz, sadece askerî alanda, askerî cephede belirli düşmanlara karşı cereyan etmiş değildir. Mücadelemizin amacı ve nihai hedefi hakkında o yıllarda içte ve dışta başlayan yanıltıcı, baltalayıcı propaganda karşısında milletlerarası topluma gerçeklerin anlatılması; mücadelemize siyasî ...

    Alev KILIÇ 05.11.2020

    Diplomatic Observer (November 2020, Issue 153) Alev KILIÇ   In the article titled “One Hundred Years of Relations between Turkey and Armenia” published in the April 2020 issue of “Diplomatic Observer”, I looked into the hundred years of relations between the two states that started with the Gyumri Treaty that was signed on 3 December 1920. My conclusion indicated that these relations unfortunately were far from the point of reconciliation and normalization. With the developments of the past six months, the relations between the two states have deteriorated to an unprecedented extent, way beyond my pessimistic predictions. On 27 September, the fighting that ...

     
    Alev KILIÇ 05.11.2020

    Diplomatik Gözlem (Kasım 2020, 106. Sayı) Alev KILIÇ   “Diplomatik Gözlem” dergisinin Nisan 2020 sayısında, “Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin yüz yılı” başlıklı yazımda; 3 Aralık 1920 tarihinde imzalanan Gümrü Anlaşması ile başlayan devletten devlete ilişkilerin yüz yılını ele almış, günümüzde maalesef bu ilişkilerin uzlaşma ve normalleşme çizgisinden uzak olduğunu kaydetmiştim. Geçtiğimiz altı ayda iki ülke arasındaki ilişkiler alışılmamış ve tırmanan bir gelişme göstermiş, karamsar öngörülerin de ötesinde bir koyuluk kazanmıştır. 27 Eylül’de Dağlık Karabağ’da başlayan çatışmalar[1] Azerbaycan ile Ermenistan arasında savaşa dönüşmüştür. Türkiye’nin Azerbaycan’a işgal altındaki topraklarını kurtarma konusunda tam destek vermesi Türkiye’yi de Ermenistan’ın hedef tahtasına oturtmuş, hatta savaşın Azerbaycan’a karşı değil Türkiye’ye karşı olduğu ...

    Yıldız DEVECİ BOZKUŞ 19.10.2020

    İRAM  (14 Ekim 2020) Doç. Dr. Yıldız DEVECİ BOZKUŞ   1813 Gülistan, 1828 Türkmençay ve 1829 Edirne antlaşmalarıyla Rusların eline geçen Dağlık Karabağ, Rusların etnik politikaları neticesinde demografik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşamıştır. Temelleri 16. yüzyıla dayanan Dağlık Karabağ bölgesindeki çatışmanın uzun ve karmaşık bir tarihî geçmişi vardır. 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu tarafından yönetilen Dağlık Karabağ, dönemsel olarak bölgede yükselen güçlerle doğru orantılı olarak Osmanlı, Pers, Rus gibi güçlü imparatorlukların büyük mücadelelerine sahne olmuştur. 1813 Gülistan, 1828 Türkmençay ve 1829 Edirne antlaşmalarıyla Rusların eline geçen bu bölge, Rusların etnik politikaları neticesinde demografik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşayarak günümüze kadar gelmiştir. Günümüzde ise ...

     
AVİM Blog Nedir? / What is AVİM Blog?

AVİM Blog, Avrupa, Balkanlar, Geniş Karadeniz Bölgesi, Kafkaslar, Avrasya ve Orta Asya’daki geçmiş ve güncel siyasi, toplumsal ve ekonomik gelişmeler ve Türk-Ermeni ilişkileri üzerine çalışan akademisyen, araştırmacı, yüksek lisan ve doktora öğrencilerinin yorum ve analiz yazılarını yayınlamak için oluşturulmuş bir platformdur.

AVİM Blog’da yayınlanan yazılar yalnızca yazarlarının görüşleridir ve AVİM için bağlayıcılığı yoktur.   

AVİM Blog is designed as a platform for scholars, researchers, masters and doctoral students to share their commentaries and analyses on past and current political, social  and economic affairs in Europe, Balkans, Wider Black Sea Region, Caucasus, Eurasia, and Central Asia, and Turkish-Armenian relations.

The statements and views expressed in AVİM Blog are not binding for AVİM and they are solely the responsibility of the authors.

AVİM Blog Kuralları / AVİM Blog Terms of Use

AVİM Blog'da yayınlanmak üzere gönderilen yorum ve analizler akademik yaklaşımla hazırlanmış çalışmalar olmalıdır.

Nefret söylemi, şiddet çağrısı, cinsiyetçi söylem, hakaret, etnik/ulusal/dinsel önyargılar içeren yazılar AVİM Blog tarafından kabul  edilmez.

Yazılar;

- e-posta yoluyla [email protected] adresine gönderilmelidir.

- Türkçe veya İngilizce dillerinde olmalıdır.

- Microsoft Word Programında yazılmış olmalıdır.

- 12 punto büyüklüğünde Times New Roman karakterleri kullanılarak, 1.5 satır aralığıyla ve yeterli kenar boşlukları bırakılarak (1-1/2 inch) yazılmalıdır.

- Sayfalar 1’den başlayarak numaralandırılmalıdır.

Gönderilen dosyalarda, yazar(lar)a dair aşağıdaki bilgiler belirtilmelidir: 

- Ad ve soyad(lar)ı

- Halihazırdaki (akademik) ünvan(lar)ı

- Halihazırda mensubu bulundukları kurum(lar) veya üniversite ve bölüm(ler)

- E-post adres(ler)i

- Cep telefon numara(lar)sı

 

Commentaries and analyses submitted to AVİM Blog should have been  written with a scholarly approach.

Submissions that contain hate speech, indiciment to violence, gendered discourse, ethnic/national/religious bias, and insultive espressions will not be accepted.

Contributions should be;

- Submitted to [email protected]

- in English or in Turkish.

- Word processed using Microsoft Word.

- 12 point font, Times New Roman, and 1,5 spaced throughout allowing good (1-1/2 inch) margins.

- Pages should be numbered sequentially starting from 1.

All submissions should include:

- Full name(s) of the author(s)

- Professional position(s) of the author(s)

- Current department and institutional affiliation(s) of the author(s)

- Email(s) of the author(s)

- Cell-phone number(s) of the author(s)